Sabahın öyle bir köründe uyanmışım ki horoz’un mesleğini elinden alabilirdim. Saat takmadığım için vakitsiz çemkirip de kelleyi kaptırmamak için mesleği icra etmemeye karar verdim.
Gidip Eren’in üstünü örttükten sonra gene vurdum kafayı yastığa ve dalmışım.
İnsan o saatte tekrar uyuyunca Elm Sokağında Kabus görmekten beter oluyor. Rüyamda Malezya’da koşturup Kutup ayısı pençesi gördüm. Ben bu ayı rüyalarını çocukluğumdan beri görürüm ama kutup kütüğüne kayıtlı olanı ilk kez gördüm. Hadi o bir tür çocukluk kabusu diyelim. Malezya da ne halt ediyordum işte bunu anlayamadım. Bu gece meslek güruhu ile Taksim’de felekten gece çalmasak erkenden horlamayı düşünüyordum. Umarım bu gece bilmediğim topraklara gitmem.
Bilmediğim topraklar deyince aklıma Erden Kıral’ın ‘’Bereketli Topraklar Üzerinde’’ filmi geldi. Akabinde beynimden geçen ise Jean Jacques Annaud'un ''Ayı''sı.Ben bugün iyi değilim. Bu gecenin panoramasını bir sonraki yazıya saklayayım bari.

0 kişi okudu cevap verdi..:
Yorum Gönder
Sesli Düşün !