‘’Perdeleri yıkadım gelip asıver.’’
Beni doğururken bunu planlayarak mı doğurmuştu bilmem.Günün birinde perdeleri astıracağım bir oğlum olsun daha ne isterim mi demişti, yoksa taşındığımız evlerin tavanları hep yüksek mi gelirdi ona?
Geliyorum anne deyip kapattım telefonu.
Özenle katlanıp kornişe geçirilecek tutacakları öne getirilmiş bir ton perdeyle karşıladı beni.Ortaokul yıllarında haciz gelen evimizde, icradan kurtarılmış tek tük eşyadan hatıra kalan o eski sandalyenin tepesine çıkıp asmaya başladım perdeleri.. İki tutacağı henüz geçirmiştim ki beklediğim uyarı geldi. ‘’tersten mi başlanır oğlum, önce şu tarafı asacaksın, orta kornişe tak.’’
‘’Peki anne’’ dedim çaresiz.
‘’Çocukken de terstin sen’’ diye devam etti.Herkes top oynardı sen pikap dinlerdin. Plakların da hep B yüzünü dinler ilkini dinlemezdin..
Yedinci tutacağı asmıştım. ‘’Sevdiğimi dinlerdim anne’’ dedim.
‘’Hatırlıyormusun?’’ diye sordu. Göl kıyısında çayır çimeni tutuşturmuştun, yaz sıcağında alevler yükselince itfaiye gelip söndürmüştü. Ne yaramaz oğlandın sen..’’
‘’Hatırlamam mı anne? Babam akşam gelince korkudan eve gelememiştim.O zamanlar sokakta oynardık toz çamur içinde, hiç mikrop kapmadan gelirdik eve’’ diye yanıtladım.
‘’Baban birazdan gelir çabuk ol’’
Ondördüncü kornişte durdum.
‘’Babam öldü anne gelmeyecek’’ diyemedim gene.
‘’Tamam anne’’ diyerek devam ettim. Tamam anne, çocukken de kaçıp kurtulma cümlemdi. Herşeye tamam anne deyip bildiğini okuyan, kısa pantolonlu haylazlıklardan geriye kalan muhteşem yaşanmış hayal ve macera dolu bir 30 senenin mecmu yekünu idi.
‘’Babamla nasıl tanıştınız anne’’ diye sordum yirmi altıncı tutacakta.
Bir kaç saniye cevap gelmedi. Sandalye tepesinde arkam dönük halde cevabı beklerken annemin o anda babamla ilk tanıştığı ana yolculuk ettiğini ve bana geç cevap vereceğini biliyordum. Cevap otuzuncu tutacakta geldi.
‘’Piknikte tanışmıştık. Otobüsün merdivenleri çok yüksekti, baban inmeme yardım etti. İşte öyle bir şey’’ dedi buğulu gözleriyle..
Daha fazla soramadım, titremeye başladığını hissedip sandalyeden indim. Su getirip ilaçlarını içirdim.
Kendine gelip yeşil gözlerindeki nemi eliyle ittikten sonra gülümseyerek hadi bitir işini diyerek tüllerden sonra perdeleri de elime tutuşturdu.
Hepsini bitirdikten sonra kapıdan çıkarken, ‘’güzel astın aferin benim oğluma ‘’dedi. Beş yaşında bir çocuğu sever gibi bir edayla..
‘’Hadi git artık, Beter Böcek seni bekler öp torunumu benim için’’ dedi. ‘’Baban seninle gurur duyacak bu akşam’’ diye ekledi.
Tükürüğümü yutmak için çabaladım ama olmadı. Tıkanıp kaldı tükürüğe bulaşmış cevabım. Cevap vermeden yavaşça çekip kapısını..... çıktım..
Babam belki de her gece geliyordur. Belki hergece uyuyorlar birlikte. Annemin anılarının resmi geçidinde...

doldu gözlerim...
YanıtlaSilHüzne bulandım Syrakusa. Canlandırdım gözümde, dayanamadım izlemeye. Dağıttım! Dağıldım :(
YanıtlaSil:(( sabah sabah içimi parçaladın ya
YanıtlaSilyahu ne yaptın sen,dağıldım boğazım düğümlendi...
YanıtlaSilnefesim tıkandı.. boğazımda bir tomar düğüm... yürek bölgemde bir girdap...
YanıtlaSilyaşandı ve kayıt altına alındı. sizleri üzmek için yazılmadı. üzgünüm. syrakusa bugün güldürmedi. affedin. içimde tutamadım.
YanıtlaSilne diye böylesin, ya da niye bizi üzdün denmez, denemez zaten.. olur arada böyle günler de.. ama öyle bir yazmışsın ki, perdeleri asan Syrakusa da ve perdeleri astıran anne de ben oldum o anda.. inan ki abartmıyorum, okuduğumdan beri gözyaşlarım birikti göğsümde sanki.. ne dışarı çıkabildi, ne alıp başını gidebildi..
YanıtlaSilsen nasıl bir adamsın syrakusa...
YanıtlaSilya kahkaha ya hüzün...
beter böcek neler anlatacak büyüyünce kimbilir...
çok dokunaklı bir yazı olmuş gerçekten. Syrakusa hep uçlarda gezdiriyor bizi, ya güldürüyor ölesiye ya ağlatıyor ciddi ciddi.
YanıtlaSilLife is beautiful...
Buna pastörize olmak deniyor :))
YanıtlaSilçok beğendim ben de çok duygusal bir yaşantıyı çok güzel aktarmışsın, insan biraz da geleceğe yolculuk yapmalı değil mi, bakalım ileride perdeleri astıracak birilerini bulabilecekmiyiz...
YanıtlaSilKalbime oturdu yazdıkların. Syrakusa, düşünsene sen de hala annen için beter böcek ne kadar ufacıksa; o kadarsın.
YanıtlaSilOnların yanında, hiç büyümemiş kalıyoruz.
Allah rahmet eylesin, baban ve annen umarım hep birlikteler, annenin rüyasında veya belki sen kornişlerle uğraşırken bile.
Merhaba Syrakuza,
YanıtlaSilYaşam böyle bir şey işte ! An' larda anılar gelir insanın burnunun ucuna, sonra burnunun direği sızlar... babam öldükten sonra annemin onu hep rüyalarında ziyaret ettiğini 3. bir şahıstan öğrenmiş ve şaşırmıştım. Çünkü bu konularda derinleşebileceğini bilmiyor insan, bu derde düşmeden önce (!) Öyle güzel tasvir etmişsiniz ki, daha fazla uzatarak saçmalamak istemiyorum.
Sevgiler,
Tüm hikaye gözümde canlandı sanki, hüzünlü ama sadece hüzünlü demek tanımlamıyor. Eski mutlu anılar bile uzaklaştıkça acı vermeye başlıyor galiba.
YanıtlaSilSyrakusa
YanıtlaSil''üzgünüm. syrakusa bugün güldürmedi. affedin. içimde tutamadım.''
demıssın
lutfen sakın ola üzülme
blog komsun olarak soyluyorum
hayatın ta kendısını paylasmak uzere buradayım ben
o da bazen hüzündur
bazen mutluluk..
yazdıklarında kendımızı buluyorsak..
samımıysen
ki oylesın..
dogru yerdeyım
dogru yerdeyız.
tüm yorumlarınız için teşekkürler. hayata dair paylaşımlar bazen böyle de olabiliyor..syrakusa pazartesi günü bir proje ile dönecek.. coming soon..
YanıtlaSilkonuyla alakasız ama şablon sapıklığı konusunda benle yarışırsınız sayın syrakusa.
YanıtlaSilevet syrakusa eminim baban her gece geliyordur... ben de her gece annemin gelip, üstümü örttüğünü düşünüyorum... insan sevdiklerinin öldüğünü kabullenemiyor... kabullenmemelide...ben hala kabullenemiyenlerdenim!
YanıtlaSil