Pages

14 Ekim 2010 Perşembe

Islak İntikam

Ortaokul yıllarındayken Rakım Çalapala’nın ‘’Türk Mizah Antolojisi’’ adlı kitabını okumuştum. O yıllarda okuyabiliyor ve okuduklarımı anlayabiliyordum. Rakım Çalapala antolojisinde, yetmişli yılların hayatlarından kesitler verip aslında gündelik yaşamda başa gelenleri mizahi bir dille anlatma tarzında kısa hikayeler yazmıştı. Ama bunu o yıllarda değil yıllar sonra anlayabildim ancak. O sıralar sadece okuyor ve böğürerek gülüyordum. Allah böğürtmesin çok fena oluyor insanın gırtlağı. Ama gülmekse esas olan boşver gırtlağı böğür gitsin de demeli tabii.

İşte bu sabah, Çalapala’nın kitabında ilk sıraya yerleşecek kamera şakası türünden bir olay yaşadım.

Her sabah olduğu gibi bu sabahta servisin şöför arkası koltuğuma konuşlanıp arkama yaslandım ve kulaklıklarımı takıp gözlerimi kapatarak yirmi dakika sürecek işe giderken uyuklama merasimim başladı. Şöförün camı yarım açık ve yüzüme tatlı tatlı vuran serin havanın da etkisiyle Chopin’e dalmış kendimi Daniel Barenboim zannederken solumuzdan geçen metrobüsün sıçrattığı yağmur suyunu açık camdan yiyerek sudan çıkmış sıçan gibi sıçradım..

Kaç kişi hayatında dört yanı kapalı bir kutunun içinde oturduğu yerde sırılsıklam olur?
Syrakusa olur.

O anda öfkeyle ağzımdan çıkanlar her ne kadar servisin içini Ves Craven filmine döndürse de aslında milletin gülmemek için kendini zor tuttuğunu biliyordum. Gözlüklerimden akan damlalar, ıslanmış ve yarım kalmış bir Chopin etüdü ile kalakalmıştım. Anında bir ters U dönüş ile ıslatıcı aracı takibe almak, makas yaparak önünü kesmek John Vayne’dan arakladığım şerif yıldızını çıkarıp göstermek ve araçtan inen altı izbandut kılıklı herifi üç beş uçan tekme , dört yüzen yumruk ve iki sıçrayan kafa ile yere indirmek istedim ama heyhat.. Servis şöförü bütün bu isteklerimi tınlamadı bile. Derhal sağa çekmesini istedim, 100 km süratle geçen araçların üstünden ağır çekimde atlayacak, karşı şeride geçip önüme çıkan ilk aracın önünde durup kimliğimi göstererek ‘’ ben bankacıyım aracına el koyuyorum’’ deyip adamı yakasından tutup aşağıya indirecek ve muhtemelen okkalı bir yumruğu yedikten sonra beni ıslatanların peşine düşemeyecektim.. Şöför, bir yandan önüne bakıp bir yandan da dikiz aynasından beni keserek ‘’ sabah sabah adamın canını sıkma len zikarusamısın nesin otur oturduun yerde alla allaaa ‘’ şeklinde çemkirdi bana. Deli görmüş gibi yüzüme bakarak yoluna devam etti. Ne duygusuz herifmiş..

Ama olsundu. İntikam soğuk yenen bir yemekti Bir gün mutlaka beni ıslatan o aracın şöförüyle yıllar sonra karşılaşacak, kısık gözlerle ona doğru yaklaşıp yıllarca yanımda taşıdığım üstü jelatinle kaplanmış plastik bardakta erikli suyunu suratına boşaltacak ve arkamı dönüp tek kelime etmeden batan güneşe doğru iyi kötü çirkin müziğiyle yürüyecektim. Hafif rüzgarda pardesümün etekleri de uçuşup beni daha bir karizmatik yapabilirdi ama pardesüm yok hay aksi..

Arka koltuklardan birbiri ardına mendil ve peçete yağmaya başladı. Hatta bir tane de bebekler için popo temizleme mendili geldi. Sanırım biri yüzümün güzelliğini çekemiyor. Onu da aldım listeye. Kendimi istek almış pavyon şarkıcısı gibi pembe papyonlu, yanımda ısmarlanmış viski bardağıyla hayal ettim ve hayatın draması varsa benim de bloğum var dedim geçtim.

Bu akşam en arka koltuğa oturup elimde paratonerle eve gidicem. Bende bu şans varken bu akşam kesin oturduğum koltuğa yıldırım düşer.

11 kişi okudu cevap verdi..:

öykü dedi ki...

Arka koltuklardan birbiri ardına mendil ve peçete yağmaya başladı. Hatta bir tane de bebekler için popo temizleme mendili geldi. Sanırım biri yüzümün güzelliğini çekemiyor. Onu da aldım listeye. Kendimi istek almış pavyon şarkıcısı gibi pembe papyonlu, yanımda ısmarlanmış viski bardağıyla hayal ettim ve hayatın draması varsa benim de bloğum var dedim geçtim.


tumunu kesıntısız okudum ama tam bu pasajda koptm

bugun bnde az once ofıse geldım sırılsıklamım saclaırmıdan su damlıyor

ben de belkı benı bu hale sokanları blogumda yayınlar mahveder dorde boler ucle carparım:))

ıyı kı blogumuz var
,hıc degılse dertlesıp
ıcımızı dokebılıyrouz tum ıctenlıgımızle:)

Syrakusa/Beter Böcek dedi ki...

:) Aman Öykücüm kurula saçlarını hapşırarak blog yazmak zor oluyor benden söylemesi :)

Parpali dedi ki...

:))
Çok fazla film izliyorsunuz efem :)
Yaşaması pek keyifli değildi belki, ama okuması çok keyifliydi bilesiniz.

Syrakusa/Beter Böcek dedi ki...

Tülay; hayatımız film :)) Varsın bu da böyle olsun :)

Müge dedi ki...

iyi tarafından bak:
geçen hafta bir takım değişiklikler yapmış, gözlüğünü temizlemiştin ya hani, bak sana bi şans daha vermiş suyu fışkırtan amca..

nöbetçi Polyanna

anne kaleminden dedi ki...

iyi ki blogu açmışsın syrakusa :)))

anne kaleminden dedi ki...

not : bu temayı sevdim :)

Sanat Notları dedi ki...

belkide hayatı böyle ti ye alabilenlerin başına geliyordur bu tip aksilikler. Bizi güldürmen için mi geliyor acaba senin başına hep, daha çok gelsin diyesim geldi:)) yaşasın blogun..

Syrakusa/Beter Böcek dedi ki...

Müge hay ben böyle şansın :))

Nihan; :))) bence de iyiki açmışım çünkü inanılmaz bir terapi benim için. temayı beğenmene sevindim:)

Sinem, üç ihtimal var. Birincisi senin dediğin gibi hakkaten onların başına geliyordur, ikincisi sadece benim başıma geliyordur, üçüncüsü syrakusa bir hayal kahramanı olduğundan mıdır nedir gerçek hayatta blogun yazarı ile özdeşleşiyordur :) sen seç hepsi kabulüm. ( anlatılanlarda olaylar gerçek gidişat kurmaca elbette henüz matirx modunda değilim ) :)))

CEPAYNASI dedi ki...

sürücü arkası koltuk...en sevdiğim yerdir otobüslerde...
arkada oturanların ahı tutmuş olmasın:)))
nasıl iyi geliyor yazıların...biliyor musun?
terapi,terapi:)))

Syrakusa/Beter Böcek dedi ki...

:)) kesin ahları tuttu:)) senin bloğunda öyle cep aynası sağol..

Yorum Gönder

Sesli Düşün !