Pages

21 Ekim 2010 Perşembe

Meslekler ve İnsanlar Bölüm III

Korkunun derinliklerine hoşgeldiniz!!

Kanınızı donacak, azı dişlerinizi yerinden oynayacak, evde asla tek başına elinize pense kerpeten alamayacaksınız!!nız nız nızz!!!! Bugün mesleğimiz diş hekimleri!

Tıbbın en neyşınıl ceografik bilim dalı diş hekimliğidir bana göre.

Acıma hissine sahip olanlar diş hekimi olamazlar. Kalp krizi geçirmek üzereyseniz, Şeker Kız Candy’nin öküzgözü büyüklüğünde gözleriyle titrek titrek kendisine baktığınızda, acıyıp kendi dişini çeken diş hekimi olamaz. ( Şeker kız candy antoniiyle evlendiii. Bunu gören liisa kıskançlıktan geberdiii... oh yazdım içimde kalmadı) Dişçiler doğadaki en sosyal ve uygar meslek grubudur. Avlarına ulaşmak için örümcek gibi ağ örmez, pusuya yatmaz, peşinden koşmaz, su içerken gırtlağından kapıp nehrin içine çekmezler.

Muayenehane açarlar.

Dişlerin içinde sinir olmasaydı diş hekimliği olmaz, bugünkü konuğumuz Müge’de heykeltraş olurdu. 46 yaşında boyunca iki çocuk annesı olan, aktif dinamik heyecanlı bir diş hekimi Müge. Öyleki diş çekmiyor ama yeni bir protez yaptığında cd çalarına The Doors koyup Dyonisos tapınağında dans eder gibi hasta koltuğunun çevresinde kendinden geçerek dansetmiyorsa bende Syrakusa değilim. Diş çekmekten arda kalan zamanlarda ise tiyatro ve yazarlıkla ilgileniyor. Yarı profesyonel tiyatrocu, tam profesyonel dişçi  çekecek onaracak diş kalmadığında ise sanırım yarım bıraktığı kitabına devam edip hayatın anlamını verecek bize..

Diş hekimine dişçi demek bana göre komik, ama diş hekimlerinin pek de sevmediği bir olay. Diş tüccarı gibi algılanıyor. 20 sene okuyup da bana dişçi denseydi diyenin otuziki dişini motorlu testereyle keser, Brian Yuzna’nın ‘’ The Dentist’’ filminde yaptıklarının hepsini yapardım. O kadar kitabı ben okuycam, Hipokrat’ı tanımam valla.

Yazıya bu kadar sert başladığıma bakmayın, diş hekimliğinin de etik kuralları var bence. İade-i itibar yapacak olursak diş hekimleri çeneyi uyuşturduktan sonra hissetmeyen yanaktan makas almaz, sırf şaka olsun diye çürük olmayan dişi çekmez, dün gece hastanın ne yediğini yüzüne vurmaz, hasta o ürkütücü koltukta iki iğneyi ağzının içine yedikten sonra Stephen Hawking gibi (tööbe tööbe) otururken salyasını tutamadığında bütün diş hekimi arkadaşlarını muayenehanesine toplayıp parmağıyla göstererek gülmez,hasta debelenirken dizini hastanın böğrüne dayayıp kan dolaşımını engellemez.

Tıpta operasyon aletleri hep beni korkutmuştur. Ama diş hekiminin aletleri daha da bir korkutucudur. İlk çağlarda marangozluktan mezun olanlar otomatikman dişçilik yapabiliyordu. Sonradan tarım bakanlığı diş hekimliği yapmak için diplomanın tıbbiyeden alınmasını şart koştu.

Neden?
Bkz: aletler ! Kerpeten, çivi, çekiç, törpü (eğe)

Bunların hepsi dişçide de var azizim. Gel de korkma. O elektrikli iskemleye oturup da ağzını açtınmı işin bitti. Sahne 1: Müge ağız bantını takar, kapıyı kilitler ve dakikada dörtbin devir hızında dönen o diş oyucuyu hastanın ağzına elyazısı şeklinde imza atmak için kullanmaya başlar. Hasta ciyaklarken kamera kapalı kapının ardında kapıyı çekerken yavaş yavaş uzaklaşmaktadır.

Sahne 2 : Müge ağız bantını çıkarır ve Chopin eşliğinde hastanın dilini tavaya atıp kedi maması yapar. Dr.Hannibal Lecter was born!

Müge kitap delisi bir hekim. Aynı zamanda sportif bir kişiliği var.Çok iyi mozaik pasta yaptığını ve hastalarına yedirerek dişlerinin çürümesini sağladığını bana itiraf etti. Kadından diş hekimi olur mu demeyin. Olayın kol gücüyle bir ilgisi yokmuş. Benim otuziki dişim keman çalarken anıra anıra gittiğim diş hekimi kadındı. Ama Müge değildi. İyi ki de değilmiş bu yazıdan sonra beni eline geçirip ağzıma..... boğaz köprüsü bile yapardı sanırım :)

Dişçi koltuğuna oturduğunda hayatın anlamı ve çocukluğun gözlerinin önünden geçer. Bifteği ve kumandayı kapıp maç izleyen kocayı bir daha doğal dişlerinle ısıramayacağını bilmek, takma dişlerinle ağız tadıyla tırnaklarını yiyemeyecek olman (takmalar tırnağı kesmiyor denenmiştir) ve ağzının içinde öz dişlerinden çok üvey dişlerinin olması düşüncesi seni oyalarken diş hekimi aynaya benzer bir şeyi ağzınıza sokar.

‘’bakalım hastamızın ağzının içi nasılmış’’

‘’hasta değilim yav dişim ağrıyor’’

‘’hastasın işte dişin ağrıyorsa hastasın’’

‘’değilim ya!’’

‘’hasta etme lan adamı aç ağzını sümsük syrakusa!!’’

‘’bi acıt ısırmazsam adiyim...’’

Tıp tarihinde dört parmaklı diş hekimlerinin sayısı 1987 kayıtlarına göre 354 kişi. Müge’nin parmaklarını görmedim duymadım ısırmadım bilmiyorum..

(Yarın: Sanat Notları / Sinem)

19 kişi okudu cevap verdi..:

  1. :))))))))))))))))) ya sen n'aaptın beni Syragillerin kusa'sı..
    Diş hekimliği tarihi benim kadar matrak ve sevecen hekim gördüyse, ben o tarihin alnını karışlayıp, uzaylı annenin fırçasıyla tarihin derinliklerinden püri pak olarak gün yüzüne çıkarıp, Aslı'nın bakmadığı maillerine bakıp, Hipokrat'ın bile onun elini öpmesini sağlardım :))))))

    Neyse... inan koptum gülmekten! Sabahın bu saatinde pc açmak gibi bir âdetim hiç yokken, sırf bu yazıyı çok merak ettim diye açtım valla. Bu nasıl bir hafızadır, nasıl bir gözlem gücüdür, nasıl bir her veriyi depolama meziyetidir yarabbim! Ellerine, beynine sağlık. Çok teşekkür ederim.

    Dişlerini iyi fırçala da, sen benim elime düşme sakıınnn :))) nıhahaa hahhaahaa!!!

    YanıtlaSil
  2. Dişçilerin etik kuralları ha, süpersin:)))

    YanıtlaSil
  3. Bu arada, o kullandığın resmi, bir keresinde facebook'umda profil resmi yapmıştım da, onu ben sanmışlardı arkadaşlarım :))) çünkü göz rengi farkıyla bana benziyor.

    YanıtlaSil
  4. :))) Sabah sabah çok güldüm :)) Bu seri süper! Çok matrak yazıyorsun Syrakusa :)))

    YanıtlaSil
  5. Merhabalar,
    Çok eglenceli bir yazı olmuş. Elinize sağlık.

    Selamlar

    YanıtlaSil
  6. Müge bu yazı dizisine bir düşen pişman bir de düşmeyen :)
    Sinem, diğer arkadaşlarla olan hayın planlarınızı gördüm bakalım ostaya nasıl bir syrakusa çıkacak :) Dur yarın seni de yazayım da önce :)))
    Berna tekrar hoşgeldin:) Yoksa mesleğin var da bilerek mi söylemiyorsun :)))
    Burcupc hoşgeldin teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  7. Beyaz,mavi bazen de yeşil önlük giyen tüm hekimlerden ölesiye tırsarken,üstüne üstlük,yarına da bir diş hekimi randevum varken bu bana yapılmaz ama:)
    Sabahları ne yazdı acaba Syrakusa diye pc nin başında alıyorum soluğu...yine çok eğlenceliydi azizim.

    YanıtlaSil
  8. Gülay günaydın :) İnan bilmiyordum dişçi randevunu ( nerden bilecen be adam delimisin ne) ama sanırım bir ölçüde rahatlamışsındır :)Sizler ciddiye alıp hatır sayıp okuyorsunuz, hakkını vermek boynumun borcu azizim :)

    YanıtlaSil
  9. Buyuklerımızın

    yavrum babanla bız dıscıye gıdıyoruz sen uslu uslu bızı bekle

    dıyerek bızı goturmek ıstemedıklerınde soyledıklerı bu masum yalan mıdır acep bızı dıscılerden bu kadar korkutan

    benım ödum patlıyor dıscı deyınce(buna en son 20 yas dsım ornektır:( ay dusununce bıle bı fena oldum)

    YanıtlaSil
  10. Öykü:) benim korkum 7 yaşında başlamıştı.Götürdükleri dişçi tam bir kasaptı. sanırım bu yazı ondan bu hale geldi :)

    YanıtlaSil
  11. Deli Syrakusa yine iş başında :)))) Nereden buluyorsun bu kelimeleri inan anlayabilmiş değilim :))))) Çok güldüm sabah sabah yaaaa :)))) Çok yaşa emi :)

    YanıtlaSil
  12. Selen nerden bulduğumu hayatta söyleyemem :)))))))))

    YanıtlaSil
  13. Arkadaşlar, diş hekimi korkusu denen şey, ne yazık ki 2 nedenden dolayı oluşuyor:

    1- Dişlere yeterince bakım yapılmaması sonucu iyice kendinden geçen dişlerin toparlanması için derin temizlik gerekmesi..
    2- Bu işleri yapan vatandaşların bazılarının gerçekten de kasap ve angut tavrı ile çalışması.
    Olay sadece iyi iş çıkarmak değildir, hekimin yaklaşımı da çok önemlidir. O yüzden ben hep sağlık ve eğitim sektörü insanlarının, mesleğe başlamadan ve çalışırken ara ara psikolojik kontrol ve tedaviden geçmelerini savunurum. Çünkü kişisel defektlerini hastasına ya da öğrencisine yansıtan bir profesyonel, o mesleğin kötü yafta almasına neden olur. Ve muhatapları da zarar görür; manen, madden ve/veya biyolojik olarak. Ben bunları kendi meslekdaşlarımda da çok görmüşümdür ve hastalarına da acımışımdır.

    Benim branşım biraz daha farklı, çünkü ben oyan/vızırdayan/acıtan/yanağı şişiren vs işleri yapmıyorum. Ortodontistim aslında ve hayatımın çoğu gençlerle geçiyor ve onlar da zaten güzelleşmek adına isteyerek ve severek geliyorlar bana. Bu anlamda mesleğimi daha bir zevkle yaşıyorum.

    Buraya uğrayan blogçu arkadaşların çoğu anne.. O yüzden naçizane önerim, 2 yaşından itibaren onların dişlerini kendiniz fırçalamaya başlayın. Azıcık macun koyun (diş macunu reklamlarına sinirrr oluyorum; çünkü fırça boyunca macunla diş fırçalanmazzz.. ağız köpük dolar ve hemen tükürüp o işi bitirmek istersiniz). Sizi mutlaka diş fırçalarken görmeliler. Çocuklar ne dediğimizi değil,ne yaptığımızı takip ederler. Diş kontrolleri için de mümkünse Pedodontist dediğimiz uzman diş hekimlerine götürürseniz, daha insancıl bir muameleyle karşılaşıp (aletler de çocuk boyutundadır), korku oluşmadan bu alışkanlığı edindirirsiniz. Ve ola ki süt dişleri çürüyecek olursa, sakın "alttan daimisi gelecek nasılsa, çekelim" diyen diş hekimine itibar etmeyin!

    Sana gelince Syrakusa;
    Gerçekten de yaptığın işle hepimizi eğlendirmekle kalmayıp, değişik meslekleri ve değerli insanları tanımama vesile oluyorsun. Bu fikri üretmekle kalmayıp, sebatla ve içtenlikle yazmaya devam ettiğin için çok teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  14. cevap 1 - yorum değil destan maşallah :)
    cevap2 - benim için keyif ben teşekkür ederim hepinize :)

    YanıtlaSil
  15. ya napayım, baksana kan gövdeyi götürüyor :))) temizlemem gerekiyordu :)

    YanıtlaSil
  16. neymiş dişleri mercimekle fırçalıycaz. muzla değil. macun boyutundan anladığım :))

    YanıtlaSil
  17. tamam ben artık susuyorum :)
    çünkü 3 yazılık yorum hakkımı doldurdum bence :))
    (mercimek, yeşil olsun :p)

    YanıtlaSil
  18. inanamıyorum...
    ben yokken neler olmuş,kaçırmışım...
    bayıldım yazı dizisine ve sıradayım....jinekologları için ne buyurmuştunuz???
    sevgiler...

    YanıtlaSil
  19. bir tıp doktoru daha:)) sıraya alındınız:))

    YanıtlaSil

Sesli Düşün !