Meslekler ve İnsanlar yazı dizimizin yavaş yavaş sonuna geliyorum. Zira beynim artık multisistem meslek dağarcığından yana error vermek üzere. Bankadan atılırsam, buraya yazdığım tüm meslekleri karma olarak yapıp ayda ellibin’e para demeyeceğim valla. Bugün buraya yazacağım mesleği yapabileceğimi ise hiç sanmıyorum. :)
Değerli arkadaşımız Müge’den sonra ikinci bir tıp dalıyla karşı karşıyayız ki akıllara zarar, deli işi ve aklı selim kimsenin yapacağı türden bir meslek değil..
Mesleği jinekolog!
Ta taaammm!!!! Hayatın anlamını çözmüş ve başlangıçtan doğuma kadar (yok yok..düşündüm de.. o kadar da başlangıç değil tabii ayıp diye bişey var) mucizeyi izleyen gözleyen ve hayata geçiren tıp insanı. Cep Aynası arkadaşımız da bunlardan biri ve inanılmaz derecede keskin ve baktımı çözen bir göze sahip.Aslında jinekologların hepsi böyleler. O üçgen tipli ultrason ekranında yamcılık yumculuk noktaları birleştirip ‘’ bakın işte kalbi’’ demek için Hubble teleskobu gibi göze sahip olmak lazım. Benden hayatta jinekolog olmaz dedim yukarıda. Neden? İşte bu yüzden. Miyop olduğum için çocuk ultrason masasında doğsa ben hala elde cihaz, çocuğun kalbini pipisini arıyor olurdum..
Cep Aynası’nın bir özelliği var. Bloğunda bizlere sergilediği ev ve mekan resimleri.. Mekanlara baktığımdaTürk-Yunan sınırındaki tel örgülerden uzun atlayıp Avrupa’ya kaçasım, ev resimlerine baktığımda ahırda yaşadığım hissine kapılmama sebep olduğu için Cep Aynası bloğuna her seferinde ‘bir daha girmem abi ben bu bloğa’ deyip gene giriyorum. Allah benim (ultra)sonumu hayır etsin. Haa bir de her gittiği yere götürdüğü ayakları var fotolarını çekip duruyor, avrupanın tekmil cadde sokaklarında ortamı izleyen yeni evli bir çift ayakkabı görünümünde müthiş bir karikatür sanki :))
Jinekolojinin bölümleri, dahası aşamaları vardır. (bu konuda da ahkam kestim ya, kesin cehennemde yerleri bana sildirecekler) Bu aşamaları çoğu jinekolog bilmez. Cep Aynası da bana gelerek ‘’insanlığı aydınlat’’ dedi. Ben de miyop gözlerimi kısarak düşündüm ve ‘’Olar’’ dedim gene. Tıbba azıcık katkım olsun, yeni nesil bilinçli doğsun diye burada alenen yazmam lazım deyip sizleri bilgilendirmeyi borç bilirim, saygılarımla, imza, kaşe, tasdik, mühür.
İlk aşama idrardan çocuk falı bakma aşamasıdır. Çift çizgi çıkması için gerekli idrar renginin nasıl olacağını, idrardaki yağ, tuz, nikosin, biyosin demiroksit ve PVC ile kreatinin ful kolesterolitik pastırma kokusunun ideal karışımını sadece jinekologlar bilir ve ideal karışımı reçete yapıp çifte verirler.Yani çocuk yapmak sandığınız gibi olmuyor bütün iş idrarda kardeşim. Jinekoloğa şaka yapılmaz. İdrar diye bira ile fal bakarsanız jinekolog da size doğumhaneden çıktığında kucağınıza çim adam verir, küt diye düşer kalırsınız.Karışımdaki ideal dengenin tutturulamaması ‘’işin yoksa otur bir daha yap’’ manasına gelir. İdrarı dengeleyen çift, çift çizgili plastik cihaz ile bir üst modeli olan laboratuar kaadını jinekoloğun masasına bırakıp sırıtarak müjdeli haberi beklemeye başlar. Adam heyecanlı, ‘’kesin erkek abi’’ modunda, kadın ise duygusaldır. Jinekolog müjdeli haberi verir: ‘’hamilesiniz !!’’ Jinekolog müjdeli haberi vermeden hamile olunmaz. Olunsa da içler dışlar gebeliğidir o kanmayın. Siz doktordan daha mı iyi bileceeniz haber yoksa bebek de yok kardeşim!
İkinci aşama, noktalı yerleri birleştirin bakalım ortaya kızmı erkek mi çıkacak aşamasıdır. İşte burada devreye jinekologların hayal gücü girer. Eski zamanlarda kadının karnına konulan gramofon hoparlörü şeklide alet ile bebek dinlense de, günümüzde bu iş artık ultrason denen cihazla yapılır. Bu cihazın üstüne başka cihaz icat edilmeyecektir bilesiniz. Bakın adı üstünde: Ultra Son! Dahası yok ona göre..Üçgen şeklinde siyah beyaz ekranda görünen noktacıklardan pipi yapıp ‘’müjde erkek’’ demek, tırtıklı noktadan kalp yapmak, büyük ayı şeklinde sıralanmış noktalardan burun çizmek, boy,kilo,göz rengi, burç ve tuttuğu takımı belirlemek hep bu cihazla olur. Bebek poposunu çevirmezse erkek mi kızmı bilinmez. Jinekolog popoyu göstererek ‘’erkek mi kız mı bilmiyorum ama surat aynı baba’’ der ve baba sevinir. Nasılsa gördüğünden bişey anlamıyor adamcağız. Bende öyle olmuştu. Jinekologların gözü bu yüzden şahin gözdür. Ekranda pipi şekli göremeyen jinekolog genellikle toplumda işi bilmeyen jinekolog olur. Çiftin erkek olanı ‘’ bi daha bak kardeşim en kaliteli idrar bizde, bak bir daha adamın asabını bozma’’ tepkisi verirken, cihazın ekranına bakan kadın ise bi halt görmemesine rağmen ekrana sevgi dolu gözlerle bakar.Eşim hamileyken bizim jinekolog eşime ‘’demir desteğine başlıyoruz’’ dediğinde ben de olaya dahil olup ‘’ daha sağlıklı olacaksa çeliğe de başlarız siz verin yeter’’ dediydim de herif beni bir daha muayeneye almamıştı. Hastanede bile doğumhanenin önündeki bankta elimde bir kutu çikolata ile Forrest Gump gibi oturup hayat hikayemi de anlattım ama kimse bana oscar vermedi. Cimri şeyler.!
Üçüncü aşama doğumdur. 37 hafta bitmiş, çift her hafta jinekoloğa taşınıp artık akraba çıkmış, jinekolog öl dese ölmüş ve hatırı sayılır bir serveti kasasına bağışlamış olmanın yanısıra filmin asıl bölümü başlamıştır. Doğal doğum ise jinekoloğun işi zordur. Gecenin yarısıyken, tuvalette ishal olmuş bir türlü klozetle vedalaşamıyorken, tatilde havuzdayken, hatta kendisi bile doğum yaparken telefon çalar ve jinekolog kendi doğumunu pause tuşuyla dondurup hastasının yanına koşar. Yok sezeryan ise artık randevuyla oluyor bu işler. Kadın ‘’altın günüm var Perşembe değil Cuma olsun’’ tercihi yapabilir, erkek ise ‘’saat dokuza yetişelim fenerin maçı var’’ öküzlüğü gösterebilir. Bakın tıp ne kadar gelişti.
Vee doğum odasında herşey hazırdır. Kadın heyecanlı, adam ilk an videosu çekmek için elinde kamerayla doğum odasındadır. Ama ne hikmetse herif dışarı atılır ve kamerayı hastabakıcı kapıp kendi istediği açıdan kendi istediği kadar çeker. Ulen kamera bizim, hatun bizim, çocuk bizim sana nooluyo len!!! Jinekolog önce hastasının (doğum yapan kadına hasta demek de ayrı bir tuhaflık ama neyse) belden aşağısını örter. Bunun amacı yanlış bilinen bir gerçeği gizlemek içindir. İşin aslı şu: Doğum yapacak kadın, jinekoloğun giriş kartını okutup içeri dalacak hale geldiğinden değil, jinekoloğun elleriyle doğum yaptırıyor hissi vermek için yaptığı bir ilüzyondur. İşin aslını öğrendiniz işte. Mutlumusunuz haa mutlumusunuz! Biz dışarda dokuz doğuralım, elin jinekoloğu kartı okutsun girsin. Yok yaa!!
Kadın ciyak ciyak bağırmaktadır ve jinekolog sakince ‘’çok iyi gidiyor ıkın daha ıkın ıkın’’ telkini vermektedir. Kadın ciyakladıkça dışarda elde kamerayla bekleyen baba adayı dayanamayıp ‘’ Naapıyonuz lan karımaa!! Yettim karıcım geliyorummm’’ taarruzlarıyla kapıyı zorlamakta, hastabakıcı tarafından da üzerine basınçlı su püskürtülerek bertaraf edilmektedir. Bakın görün jinekoloğun işi ne zor.
Çocuk daha dünyaya gelemeden ilk yamuğunu anneye değil jinekoloğa yapar: Ters gelir!
Bu durumda jinekoloğun ellerini kullanmayı bırakıp gene kartını okutup içeri girdikten sonra çocuğu düz çevirip dışarı çıkması gerekir ki buna tıpta ‘’tersing düzelton / çek-al’’ sendromu denilir. Ve çocuk etrafı kolaçan edip tehdit varmı diye göz atmak için kafayı uzattığında çift başlı salata tutacağına benzer bir alet tarafından yakalanır. Forseps!! Forseps nispeten medeni bir alettir. 16. yüzyılda bebek kafayı uzattığında kement atıyorlardı.
Artık çocuk için geri dönüş yoktur ve dünyaya gelir, gelir gelmezde ilk sopasını jinekologdan yer. Popoya iki şaplak atmak hakimin idam cezası verdiğinde kalem kırması gibi gelenektendir. Çocuk ağlarken yani yaşıyorken bile şaplak atanlar varmış ben demedim Cep Aynası dedi. Vee kuyruk, pardon göbek bağı kesilerek yıkanır temizlenir, paketlenir ve kargoya, şey yani annesine verilir, kargo ücreti de babası tarafından ödenir. ( hep bize kazık hep bize anasını satayım) Mutlu son!
Off yaa ter içinde kaldım! Ne zor işmiş çocuk doğurtmak? Bir jinekolog olarak Cep aynası bu sahnelerin hepsini yüzlerce kez tekrarlamış ve yüzlerce mutlu anne ile yüzlerce mutlu ama ıslak babayı çocuk sevgisiyle tanıştırmıştır. Kendisine teşekkür ediyoruz :)
Not: İkizi olanlar bu yazıyı iki kere okusun. Bir daha yazmakla uğraştırmayın beni. Daha gidip beyin cerrahisi yazıcam çok işim var çookk!!
(Pazartesi: Aida Salem)

16 kişi okudu cevap verdi..:
çok kazık yerden çıkmış:) ama bu yazıyı da başarıyla atlatmışsın, yine de şanslısın ya ürolog çolsaydı birinin mesleği:))
:))
:)) cep aynasının bloguna her girdiğimde o fotoları görünce ben de daha da gelmem diyorummyine gidiyorum. nerden buluyo fotoları bilmiyorum ama çok güzeller böle insanın ağzı sulanıyo sayesinde zengin koca bulmak için gazeteye ilan vermeyi planlıyorum :))
Syrakusa.. ne diyim sana bilmiyorum..
öldüm oğlum ya gülmektennn.. hah işte diyecek bir şey kendiliğinden geldi.. yoksa yorum morum yazamayacaktım.. aa dur, dahası da varmış: bana yazdığın yazıyla insanları diş çektirmekten kıyın kıyın kaçmaya hazır hale getirdin, ama bu yazıyla nüfus rahatça patlayabilir.. kadınlar şöyle bolca, kaliteli sıvılar içse en babasından idrar sahibi, dolayısıyla bebe sahibi olurlar.. valla zamanında bunu bilseydim, elimde takvimle gezmezdim aylarca.. neyse bizden geçti zaten, darısı tazelerin başına..
(ne diyeceğimi bilseydim, ne kadar yazardım acaba.. Allah muhafaza yani)
kadınlarla jinekologlar arasında özel bir bağ vardır zaten her zaman. güzel olmuş:)
jinekolog, bebeğimizin cinsiyeti erkek olduğunu söyleyince babası da telefonla bağlanıp pipisinin boyunu sormuştu?! bir de jinekologlarla babaların böyle acayip muhabbetleri de olabiliyor. bu da bizim ekimiz olsun-mu?:)
:)))))))))))))))
yaaa düşünüyorummmm düşünüyorummmm ben bu Syrakusa kişisi için ne yazsam diye. yok arkadaş senin kadar başarılı olamam ben. bir defa deli olmak lazım sen gibi, ki boyle kopuk bir yazı çıksın. :))) ahahahahaaa vall diyecek laf yok. bir de en sonundaki nota bittim :)))))
Not: İkizi olanlar bu yazıyı iki kere okusun. Bir daha yazmakla uğraştırmayın beni.
ahahahaa manyaksın sen beee...
E bu kadar sevımlı
bu kadar esprılı bu kadar dolu dolu bı anlatım olur
o da Syrakusa dan olur:))
ellerıne saglık
konu hassas zor bir yazıydı benim için. okurun temkinli ve hassas yaklaşacağından yana şüphem yoktu ancak bu kadar oldu.
İçler dışlar gebeliğini de yazdın ya :))
Kemente de çok güldüm :))
Bugünlerde ofiste kesin bana piyangodan para falan çıktığını zannediyorlar. On gündür sırıtık sırıtık geziyorum yazdıklarını hatırladıkça :))
İmza: elebaşı :-)
:) Yaşasın, bu tatilde lütfen havai fişek izleyerek filan dikkatini dağıtma, Beter Böcek'e de çok meşgul olduğunu söyle :))
süper bir blog bu... yeni gördüm kaydoldum...
sevgiler bolca...
Gökşen :)) Mutlu sırıtmalar:)
Aida Salem, tamam pür dikkat olacağım:)
Nihal Maya hoşgeldin:)
syrakusa......
çok teşekkürler:)))
yollardan yeni geldim,bavullar girişte ben burada:)))
ikizi olanlar iki kere okusun ha...ahhahhaa..ben hiç okumayım yani...
forseps:)) nerden buldun bu tarihi bilgiyi...
bayıldım....dün bu iş bıçak sırtı dediğinde,yazma istersen diyecektim ama...
iyiki de dememişim ve yazmışsın:)
ellerine,yüreciğine sağlık......
cep aynası :)) rica ederim..
Bu, favori yazı oldu benim için :)
En çok baba hallerini anlatışını sevdim, eşimin de bu durumlar için epey esprili yaklaşımının olmasından mıdır nedir, annelik durumları ve telaşlarının dışında kalan babaların halleri bana çok komik gelir. Senin yazında da en çok güldüklerim de bu "baba durumları" oldu :))))
Ellerine sağlık :)
babalar doğursaydı anneler nasıl yazardı çok merak ediyorum ama babalar beni de çok güldürür Berna :)
Yorum Gönder
Sesli Düşün !