Okur'a not 1 - yazı uzun.
Okur'a not 2 - yazı alıntı değil sağ klik yapma hafıza teri var..
Konu uzakdoğu sineması olursa, sinema izleyicisinin onda sekizi Akira Kurosawa der. Haklıdır da. Ama bu yazıda uzakdoğu sinemasının klasikleri değil yeni dönem ustaları olacak.
Çekik gözlü pirinçseverler sinema pazarında full sürüm varlar aslında. Uzakdoğu sinemasında sadece akla Japonya’nın gelmesi doğru olmaz. Zira Çin ve Kore gerek kendi pazarları, gerekse dünya pazarında çok iyi işler çıkarıyorlar. Buna her sinemasever en az bir kez tanık olmuştur. Yetmişli yılların Bruce Lee ile başlayan karateli B sınıfı video filmleri, seksenli yıllarda video kaset döneminde her evde cam çerçeve indirirken, mahalle sinemalarındaki 2 film birden programlarında mahallenin yeniyetme ergenleri tarafından yenilip yutuldular. Teknolojinin hızla gelip değişmesiyle mahalle sinemaları yerini kompleks sinema salonlarına, karate filmleride yerini ana konjöktürde aynı, ama şablonda farklı avantür filmlere bıraktı. Yeni yüzyılda ise uzakdoğu sineması uzun bir sessizliğin ardından herkesçe çok iyi bilinen korku sineması ile duygusal ve tarihi sinemayla atağa geçti.
Bu üç ‘’tür’’ sineması beraberinde gerçekten çok yetenekli yönetmenleri de beraberinde getirip hem pazarın dünya çapına yayılmasını sağladı, hem de karate filmlerinin kırdığı cam çerçevenin yerinde kalmasına olanak verdi. Yakın dönemde türkiyede gösterim şansı bulup, festivaller ve vizyonda ses getirip akıllarda kalmasını sağlayan bir kaç sıradışı filmle başlayalım. (Sanki on ciltlik destan yazacam anasını satayım)
Batte Royale
Yapım yılı 2000
Kinji Fukasaku
‘’Günaydın çocuklar.. Bugünkü dersimizde birbirinizi öldüreceksiniz!!’’

Japonlar için kutsal sayılan çekirdek aileye saldırı tarzındaki ilk filmdir bana göre. Kinji Fukasaku’nun (yazarken parmaklarım fiyonk oldu) ölmeden önce çektiği son film olarak bilinse de, Japonya da gösterime girdiğinde olaylı bir galayla açıldığını ve aileler ile hükümet tarafından sertçe eleştirildiğini hatırlıyorum. Yakın geleceğin Japonyasında çoğu ergenlik çağında olan gençlerin şiddet ve terör estirdiği, ailelerinin bile çocuklarından korktuğu, hiçbir yerin güvenli olmadığı bir toplum çerçevesinde, hükümet rasgele seçtiği bir okulun öğrencilerini uyuşturarak bilinmeyen bir adaya götürmekte ve hükümet tarafından sırayla hepsini öldürmekle tehdit etmektedir. Diğer yol ise içlerinden sadece biri sağ kalana kadar birbirlerini öldürmek zorunda bırakarak sağ kalan tek çocuğu ülkeye geri götürerek diğer çocuklara ibretlik olarak teşhir etmektir.Fukasaku’nun sert tarzı daha önce çektiği bol aksiyonlu ve gerilimli filmlerden beslense de asıl süpriz usta yönetmen Takeshi Kitano’nun ( Bebekler/Dolls) psikopat öğretmen rolündeki performansıdır.
Bebekler
Yapım yılı 2002
Takeshi Kitano
‘’İçiçe geçen üç öyküde Kitano aşk’a saygı duruşunda bulunuyor’’
Takeshi Kitano’nun (bak bunu yazarken de aklıma tuğlaya kafa atmak geldi) aynı filmdeki kısa üçlemesinin ilkinde, sevdiği gencin başka bir kızla zoraki nişanlanması üzerine başarısız bir intihar denemesinden sonra dünya ile tüm bağlarını koparıp otistik bir yaşama geçen genç kızın öyküsü anlatılır.Nişanlısı pişmanlık duyup genç kıza koşsa da genç kız artık bu dünyada bir bitki gibi yaşarken nişanlısı genç kızı kendisine bir kuşakla bağlayıp bilinmeyen bir yolculuğa yürüyerek çıkar. Üçüncü öykü, aşık olduğu ünlü bir pop şarkıcısının kör olması üzerine aşkı için herşeyini feda etmeye hazır olan içe kapanık bir gencin öyküsü anlatılır. Aşkına kendini ispatlamak aşk adına bazen kendine bile acımasız olmakmıdır?..
Takeshi Kitano üçlemesinde zaman,aşk ve hayatın içindeki kayboluşları anlatırken yağlıboya tablo zerafetinde muhteşem bir görsellik sunuyor.Filmin kostümleri ise uzakdoğu kültürünü olabildiğince estetize edilmiş bir şiir gibi hissetmemizi sağlıyor.
Karanlık Sular
Yapım yılı 2002
Hideo Nakata
‘’ Ana karakterin su olduğu çekirdek aileye ‘sızan’ bir korku-gerilim’’
Bu filmi bilen çoktur ama orjinalini bilen yoktur.. Demeyeyim ama sanırım bilen azdır.Hideo Nakata’nın (bunu yazarken aklıma Halka geldi ama parmakları fiyonk olmaktan kurtardım) tüm dünyada çok tutulan Ringu (Halka) filminden sonra çektiği bu sade ve bayağı sessiz gerilim filminde başrolde yağmur var.Japon sinemasının çekirdek aileyi yerinden çatırdattığı kurdelada, eşinden ayrı ve kızıyla birlikte yaşayan hafif psikiyatr sorunlu anne Yoshimi ile altı yaşındaki kızının öyküsü anlatılır. Tek başına hem işe hem de kızına yetmekte zorlanan ve boşanmanın verdiği sendromdan kurtulamayıp destek alanYoshimi, kızıyla birlikte kentin tenha banliyö mahallesinden birinde bir ev kiralayıp yeni bir hayata başlar. Kaldı ki sürekli yağan yağmur evin tavanından odaya sızdığı kadar, ürkütücü bir gerçeği de Yoshimi ile kızının hayatına sızdıracaktır.Son derece sade ve sessiz bir açılış sekansına sahip film, Nakata’nın Halka’dan sonraki çalışması olmasına rağmen bana göre halka’dan çok daha ayrı bir yere sahip. Popülariteden çok uzakta ve gerilim sinemasının kaliteli ve klasik tüm klişelerini sırayla ama izleyiciyi yormadan veren Nakata aslında sonu başından belli bu gerilimde sonu tahmin edilmesine karşın izleyiciyi koltuğuna çivilemeyi başarıyor.Lütfen orjinal versiyonu izleyiniz.
Boş Ev (3 Iron)
Yapım Yılı 2004
Kim Ki Duk
‘’Japonya’dan sonra Güney Kore’den bir mistik modern bir aşk öyküsü..’’
Antalya Film festivalinde geçen sene onur konuğu olan Kim Ki Duk, Kore’den mistik bir masal anlatıyor. Boş olduğuna emin olup (bunu anlamanın yöntemi de çok zekice düşünülmüş) tanımadığı insanların evlerine girip kaldıktan sonra evdeki bozuk eşyaları tamir edip geldiği gibi sessizce çıkıp giden kim olduğu şüpheli olan bir genç adamı tanırız. Kocası hayli zengin ve nüfuzlu ama oldukça mutsuz bir kadının kocasından gördüğü fiziksel ve manevi şiddet üzerine yaşadığı sessiz çığlığa tanık olan izleyici, hayli sessizce gelişme bölümüne yelken açar. Kim oldukları, nerden oldukları ve dahası neden orada oldukları bilinmeyen biri gizemli diğeri sessiz iki kişinin karşılaşması ve birlikte yapacakları bilinmeyene doğru yolculuklarındaki sessiz fiziki birliktelik, yerini zamanla aşk’ın mistik görünmezliğine ve gerçeküstü bir aşka dönüşecektir.
Spoiler olmaması açısından fazla bilgi vermek istemem ama filmin orjinal ingilizce adı olan 3 Iron, adını filmin içindeki 3 numaralı golf sopasından alıyor. Filmin tema müziği uzakdoğu sinemasında pek rastlanmayacak türden değişik bir tınıya sahipken, asıl özellik filmin erkek karakterinin flm boyunca neredeyse hiç konuşmaması. Kim Ki Duk, sinemanın görsel anlatım tekniklerini kendi mistik kültürüyle ve modern çağın aşka bakış açılarıyla karıştırıp muhteşem bir anlatıma imza atıyor. Final ise benim diyen adamın bile dudağını titretip yüzüne yarı acıklı yarı mutlu bir gülümseme yerleştirecek cinsten. Bu epik görsel senfoniyi kaçırmayın derim.
İmparator ve Suikastçi
Yapım Yılı 1998
Chen Kaige
‘’Elbette seni öldürebilirdim. Ama solak olduğunu farketmemiştim.’’
Japonya ve Kore sinemasından sonra Çin sinemasına bakacak olursak, daha çok Çin’in kendi tarihine göndermeler yapıp tarihi filmlerle ayakta kalmaya çalıştığını görürüz.Yeni dönemde çok tutması üzerine sıkça çekilen Jet Li soslu aksiyonlu savaş filmlerini bir kenara bıraktığımızda son 10 yıl içinde dişe dokunur bir film olarak İmparator Ve Suikastçi çıkıyor karşımıza..
Çin sinemasının iyi yönetmenlerinden Chen Kaige’in filmi de üstte belirttiğimiz üzere Çin tarihinden dem vurarken, üçüncü yüzyıl hanedanlarının entrikalarını üç saate yayarak tarih içinde güzel ama dokunaklı bir öyküyle karşımıza çıkıyor. Hanedanın kralı Ying Zheng, diğer altı krallığı ele geçirmek ve Çin'de birliği sağlamak için, büyük çaplı ve acımasız bir harekata girişir.Yan krallığını ele geçirmek için farklı bir yol deneyen Ying, metresi ve sırdaşı Zhao'yu, Yan ülkesinden bir kiralık katil bulup, kendisine bir suikast düzenletmek ve böylece Yan'la savaşmak için bahane yaratmak üzere Yan krallığına yollar. Zhao, artık bu işlere bulaşmamaya yemin etmiş olan kiralık katil Jing Ke'yi, bu suikastı planlamaya ikna eder. Fakat, Ying'in, komşu Zhao krallığını almak için yaptığı korkunç katliamı ve yaşlı çocuk demeden öldürdüğü binlerce insanı haber alan güzel Zhao, bu zalim kraldan nefret eder, katil Jing'e aşık olur ve Ying'in öldürülmesi için Yan'la işbirliği yapar. Ying'e karşı girişilen suikast başarısız olur fakat hiçbir yardımcısının yardımına gitmediği kral Ying, korkunç bir utanç içinde kalır.Chen Kaige, tarihsel filminde bana göre en büyük başarıyı senaryosunun zaman zaman Shakespeare vari anlatımına ve suikastçi ile kör kızın karşılaşmasındaki o muhteşemliğine borçludur.
Bu yazı çok uzun oldu. Aklımda kalanlar bunlar iken benim hatırlamadığım ya da izlemediğim başka bir uzakdoğu sineması varsa da onu da ilerde izleyip yazarız umarım.


Ben yazıcaktım bu yazıyı:))) ne zamandır aklımda uzakdoğu sineması hakkında atıp tutmak vardı. Çok hoş bir derleme olmuş.
YanıtlaSilBattle Royale son zamanlarda pek bir gündemde olan Açlık Oyunları kitabının konusuna çok paralel, izlemek için sağlam sinir lazım ama.
Boş Ev ise uzakdoğu insanının zerafetini çok iyi yanıtıyor. Boş evden sonra Kim-ki duk filmlerinden zulaladım (Springi summer... vs, ve Time)
2008'in Oscarını alan Departures'ı tavsiye ederim, Japonların saygısının sınır tanımadığını gösteriyor.
Ayrıca Kaplan ve Ejderha'yı unutmamak lazım, dövüşün gerçek bir görsel sanata dönüştüğü ve bu ekolün tüm dünyada tanındığı bir film.
E artık ben yazmam blogumda burayı çok işgal etmişim zira.
eyvallah bu benim içi çok iyi bir yazı oldu
YanıtlaSilSinem :) sende yazmalısın ne kadar yazı o kadar iyi. bence benim atladığım bilmediklerimi de sen yaz okuyalım keyifle..
YanıtlaSilTelekinesis sağol.
ne olmuş sayfaya,
YanıtlaSilbiran başka yerdemiyim dedim...güzel olmuş ama:)
bu uzakdoğu sinemasına ben de sardıracağım sonunda...herkes bunu yazıyor:)))
Cep Aynası doğru yerdesin endişe etme :)) Sardır sardır fena iler çıkmıyor ..
YanıtlaSilWong Kar Wai'nin "Aşk Zamanı"nı da unutmamalı. Renkler, müzik ve bedenler konuşuyordu...
YanıtlaSil"Kaplan ve Ejderha" da güzeldir.
"Batte Royale" ve yine şiddet dolu bir film daha var adını hatırlayamadığım, bana göre değil deyip yine de izledim. Çok çarpıcıydı!
Berna, beni sinema bilgine hayran bıraktın.. ;)
YanıtlaSil