Jose Louis’in ünlü sözüdür bu. İnsanoğlunun alt egolarında yaşattığı bencillik ve egoistiliğin en iyi dışavurumudur bana göre.
Şimdi bu sözü ofise uyarlayalım.
Herkes emekli maaşı ister ama kimse çalışmak istemez.
Pazartesileri tüm çalışan kesimin ruh hali budur. Kurt adam/kadın modunda yataktan kalkılır, salyalar henüz akmaya başlamamıştır ama gözler hafiften kırmızıa çalar. Gözbebekleri sarıdır. Kadınlar için saçlar Halka flmindeki ölü kız modelidir.Erkekler ise hafta sonu traş olmadığından hafiften goril modundadır. Gardırobun kapısı hışımla açılır ve bir gece önceden ne giyeceğini ayarlamamışsa bütün öfke gardırobun kapısından çıkar. Sürgülü kapılar biraz daha şanslıdır bu durumda. Çekmeli kapıların menteşeleri ise zavallı.
İşe gidecek Pazartesi sendromlu hasta giyinir ve gözlerdeki o vahşi duyguyu saklamak için kadınlar makyaj yapar, erkekler traş olup jöle sürer. (ben süremiyorum kafamda pek saç kalmadı) Aynaya bakar, kravatı bağlarken bir anda bugünün Pazartesi olduğu hatırladığında erkek kişi kendi eliyle kravatını olabildiğince sıkarak kendini ayna karşısında boğmaya çalışırken bulur kendini, surat kıpkırmızı olmuş ve göz rengiyle uyumlu hale gelmiştir. Napıyorum lan ben diye kendine kendine sormak ister ancak nefes alamadığından sesi kısık çıkar ve son anda kendini boğmaktan vazgeçerek gömleğin yakasını düzeltir, öksürüp böğürerek kendine gelmeye çalışır. Kadın ise makyaj malzemeleriyle kendi suratını Alice Cooper’a benzettiğini son anda farkederek durumu kurtarmaya çalışır. Kendini tavana asmak için kullandığı külotlu çorabını tekrar giyer.
Sendrom hafiflemeden devam eder. Sırada işe gidiş evresi vardır.
Arabasıyla işe gidecekler için eziyet ‘’dur kalk’’ formundadır. Otobüs kullananlar için en tehlikeli saatler 07-09 saatleridir. Ayakta işe gitmek Pazartesi sendromlular için daha bir fecidir. Zamanın görecelilik kuramı bu esnada kaosa sebep olur. Kimi sendromlu yolun bitmesini istemediğinden zaman çabucak geçerken, kimi sendromlu ise kırkbir parfüm, ter ve ağız kokusu eşliğinde ayakta ve cinayete meyilli olarak gittiğinden bir an önce inmek ister ama inemez. Üstelik yeni aldığı ayakkabısının üzerinden de bir tomar ayakkabı geçmiştir. Peki burada Fatmagül'ün suçu nedir ? Arabası olmaması mı? Einstein’ın kulakları en çok burada çınlar..
Daha önce kahvaltı mevzunu yazdığımız için onu atlayalım. Ofise geldiğinizde pazartesi sabahları genelde masanızı savaş alanı şeklinde bulursunuz. Temizlik firması elemanlar masanızda temizlik yapmamış, kendi kaderine durmadan küfrettiği için masanızda savaş çıkarmıştır. Hiç bir eşyanızı yerinde bulamazsınız. Üstelik bunca yıldır değişmeyen tek kural o elemanın toz bezinin her ofiste aynı şekilde koktuğudur. Masanız o gün sürekli tuhaf bir rutubet ve toz kokar. Çaresi kolonyalı mendille üzerinden geçmek ve tenhada yakaladığınız o elemanın ağzına o bezi sokmaktır. Alternatif yöntem ise cuma akşamından bilgisayarınızın ekranına ‘’temizlemeyin pis kalsın öyle seviyorum’’ yazısı da asabilirsiniz.
Kırmızı göz akları üstünde sarı gözbebeklerini gören ofis dostları, ‘’yakışmış şekerim nerden aldın bende alayım’’ kıskançlığına girer ve sigra molasında diğerlerine sizin aslında bir zombi olduğunuzu anlatırlar. Üstelik yakışıksız, çirkin, şişman ve aptalsınızdır onun gözünde.. Giydiğiniz pantolonda üstünüzde eğreti durmuş ve poponuzun büyüklüğünü ortaya çıkarmıştır. Dörtyüz kişilik plazada sadece sizi çekiştirenin giysisi güzeldir. Bunu sendromun en koyu anında doğal bir hisle hisseder ve arkadaşınızı elbet tuvalette kıstırırsınız. Tuvaletin kapısını kapatıp, kamera geri geri giderken içerdeki boyun ısırığı seslerini kimse duymaz merak etmeyin. Saldırın!!
Temizlik elemanının toz bezi ile cesedi bir güzel temizleyin , uzun yıllar kokmaz. Bezin kokusu cesedin kokusunu bastıracaktır.Cesedi koyacak yer bulamadıysanız üzülmeyin. Temizlik elemanı işini doğru dürüst yapmadığı, dahası yaparken bakmadığı için çöpleri alırken cesedi de doğal bir hareketle alıp sizin yerinize poşete koyup binadan çıkaracaktır.
Eller yüzler yıkanır, kravat giysi saç baş düzeltilir ve masaya dönülür. Çevrede sizin durumunda olan başkası varmı diye etraf kolaçan edilir ve işe başlanır. Bu arada salya akıtma ve hırlama başlamıştır. Pazartesi günleri işlerin yolunda gitmesi ihtmali ile Satürn’de su olma ihtimali eşittir.
Yarın: delirten telefon diyalogları.

7 kişi okudu cevap verdi..:
pazartesi sendromunun 0-3 yaş arası 2 çocuğa sahip çalışan anneler için cuma sendromu olarak değiştirilmesini talep ediyorum...
kabul edenler!..etmeyenler!...kabul edilmiştir!
Kırmızı göz akları üstünde sarı gözbebekleri... hayırdır GS'ye mi üzüldün :pp
yaaa yiter ya artık sendrom dimen gari.. haftada 1 kere hatırlatınca, insanın sendromu yoksa da olası geliyor.. :)
şaka şaka... çok güzel yazmışsın.. sendrom sendrom deniyor, ama ratingi en yüksek yazı konularındandır ve sen bunu çok iyi yapıyorsun :)
Hatta insanın, senin sendromunla debelenişini izleyesi geliyor, ki bu da seyredende sendrom falan bırakmaz :))
puhahahahaha :)))))))))))
süperrrr
en azından çayın güzel syrakusa :(
senin temizlik şirketi genede temizliyor ben masa başında bekleyip işe başlamadn temizletebiliyırum genelde de benden sonra gelir :((
çayda öğlene hazır olur zaten :(((
bide en gıcık olunan soru
'' haftasono pek iyi geçmedi galiba'' sorusudur...
pazartesiden nispeten iyicedir oysaki durum( 0-3 yaş çocuğu )
:((
Nihal inan işe dinlenmek için geliyoruz. yalnız değilsin.. pazartesileri sevmem ama bir anlamda dinlence oluyor..
Yorum Gönder
Sesli Düşün !