3 Aralık 2010 Cuma

Büyük Tıkınma

Marco Ferreri’nin filminden bahsetmiycem. Ama iyi filmdi. Marcello Mastroanni’nin performansı hala aklımdadır. Hayattan alacak hiç bir keyfin kalmadıklarını anladıkları anda yiyerek intihar eden dört adamın hikayesiydi büyük tıkınma. Ferreri’nin yeme ilgili takıntısı olduğu açıktı aslında. Büyük Tıkınmadan çok sonra yemek ile ilgili o ilginç Flesh (Et) ‘i çektiğinde bu hissi hissetmiştim. Etine buduna dolgun sevgilisinin kendisinden ayrılmak istemesi üzerine sevgilisini yiyerek radikal bir birleşme gerçekleştiren adamın tuhaf hikayesinde Ferreri son demlerini yaşadı ve öldü..

Benim yazıda intihar yok, yamyamlık da.. Hala alınacak keyif var. Keyfin kendisi de tıkınmanın kendisi olduğuna göre yemek yeme sanatı üzerine bir kaç satır yazmalı.

Yemek için yaşamak ile yaşamak için yemek arasındaki farkı kilolar gösterir ama temsil etmez.

Yemek yemek için yemeği sindirmeden önce yemeğin de bir yapıt olduğuna kanaat getirmek gerekir ki , dişlerde başlayan sindirim şiirsel bir hale gelebilsin. Aksi takdirde bu yemek yemek deği tıkınmak olur.

Tıkınmayı da çok severim. Sıkça yaptığım bişeydir. Çiğnemeden lop lop yutup, tıkınma bittikten sonra buzdoladındaki sodaya dışarı çıkıp benimle oyanaması için yalvardığım ve onu kötü emellerime alet ettiğimi itiraf ediyorum.Nasılsa midede karışmayacakmı mantığıyla yemekleri aynı tabakta karıştıran adamdan uzak durun.

Yemek yemek bundan biraz farklıdır.

Sofra temiz beyaz bir örtü ile kaplandığında örtünün nezaketi ve kokusu, az sonra birleşeceği yemek kokusuyla eş olmak zorundadır. Sofraya oturmak için bu hissi bilmek gerekir.

Yemeği yapmak ile sinema yapmak eş anlamlı oldu hep. Aşçı’nın temiz, traşlı, beyaz ve kültürlü olması gerek. Yönetmen filminden ne kadar sorumluysa aşçı da yemeğinden sorumludur. Domates’e suç atmak anlamsızdır. Aşçı kültürsüz ise yemeğe verecek bir anlamı yoktur. Anlamsız, şahsiyetsiz ve kültürsüz bir yemek aşçı tarafından hazırlanmamalı. Yumurta kırabilen, makarna haşlayan herhangi biri tarafından da yapılabilir.

Osmanlı mutfağı bir yemeğin ahkam-ı şahsiyesine iyi bir örnektir. Yemek kültürünün yapı taşları ve anlamlı tatları Osmanlı mutfağının sanatsal içeriğinde mevcuttur. Muhtaç olduğunuz kudret ise dişlerinizde ve damağınızda elbette. Damak yapınız her kültürü kaldırmayabilir onu iyi eğitin.

Sofraya gelen yemeği yemeye başlamak keyfin ilk haz noktasıdır. İlk çatalı almadan önce ağzınızın içinin daha önceki tatlardan arındığına ve kuru olduğuna emin olun. İyi yapılmış bir sebzeli çorbadan alınan ilk kaşık damağınızın alt kısmından üst kısmına dalga halinde vurduğunda bir çölün seraba kesilmesine benzer bir tat duyarsınız. Çöl bütün vahalarını bu kaşıkla yeşertecektir. Saniyede 2 kaşık çorba içen biri ile denizde ağzına tuzlu su dolan biri arasında fark yoktur. Bırakın boğulsun!

Yemeklerimiz yağlı, salçalı ve etlidir genellikle. Zeytinyağlılarımız piyadelerimizdir. Mideye çorbadan sonra iyi gelen ve zeytinyağlının derinliklerine gizlenmiş olan o hafiften gelen şeker tadı tuz ile birleştiğinde fasulenin o hassas tadına karışır. Fasulyeyi damağınızda ezin. Yutmadan önce ağzınızın içinde yemeği dolaştırın ve asla konuşmayın. Gözlerinizi kapayıp keyifli iniltiler atabilir, derin nefesler alıp etkiyi çoğaltabilirsiniz. Çok abartmayın ama.. Ben genellikle abartıp timsahlar gibi döne döne yiyor ve her seferinde kendimi rezil ediyorum.

Közde terbiye edilip pişirilmiş patlıcan ile yapılan karnıyarık, doğru yapılırsa insanı kudurtur zevkten. Süslemesi ise ayrı bir sanattır. Siyaha çalan patlıcanın içine kıyma koymak karnıyarık demek değildir. Domatesin patlıcana karışan tadına yeşil renkteki ince biberler eşlik eder. Tabağın kenarında muhakkak bir dal maydonoz olamlı. Jazz nasıl bas olmadan ruhunu bulamazsa karnıyarıktaki biber olmadan karnıyarık ruhunu bulamaz. Hafiften acımtrak bir etki bırakır ve nikotinle birleşir. Aldığınız keyfe dikkat edin. Ölebilirsiniz.

Dolma yeme sanatı yemeklerin en büyüğüdür. İster zeytinyağlı biber dolması, ister yaprak sarma, ister kabak dolma..Hepsi de muhteşem sanat eserlerdir. Yaprak sarma ve kabak dolması boğazdan mideye inerken kaygan ve bütün keyfi damaktan başlayarak bırakıp mideye kadar devam ettiren yemeklerdir. Çünkü yanında yoğurt vardır. Bıçakla ince kesilmiş kabak dolması parçasının üzerine bıçakla sürülen hafif katı yoğurdun birleşimi sıcak ve soğuğun birbirini dengelediği ve insanı deli eden bir hazza sahiptir..

Yemek aralarında su içmeyi alışkanlık haline getiririm. Bu hem mideyi rahatlatır, hem de yeni tatlar için ruhu ve dili arındırır..

Pilav yemek için üniversite bitirmek gerekir. Yapmak için ise filozof olmak..

İç pilavın dayanılmaz lezzeti yemekten sonraki son demlerdir. İç pilavı yaparken hünerli ellerin genç değil yaşlı olması gerek. Eller pilava lezzet katacaktır. İç pilav fazla kararmamalıdır. Ama yağ dengesi ne kadar iyi olursa o kadar iyi olur.

Tatlı keyfin son demleri..

Temiz bir bardaktan içilen su ile yemek bitirildiğinde bir süre beklenir.

Şekerpare en çok altı saat önce yapılmış ve dolaba konmamış olmalı.. Şekerparenin sevgilisi kaymaktır. Kaymağı şekerpare parçasına sürerken oran, tatlı parçasının dörtte biri kadardır. Fazlası tatlıya hakaret niteliği taşır..

Şekerpareyi ağzınıza atın, çatalı çekerken yavaş yavaş ve dudaklarınızı birleştirip çatalı sürterek çıkarın. Sonra tatlıyı damağınızda ezip kaymakla karıştırıp yutun..

Tok adam mutlu bir adamdır..

Kahveniz size kalmış.

9 yorum:

  1. Tespit 1:Resaurant'mı açıyorsun, Osmanlı mutfağı mı?, birsonraki yazıda adresi vericen bizde salyalarımız akarken doluşucaz oraya, dolma getiriiin, şekerpare getiriiiin diye kavga çıkarıcaz herhalde.

    Tespit 2: Bugün toplantılar uzadı öğlen yemeğine çıkamadın, sabahtan kalan simidin susam kırıntılarıyla idare ettin, sonra yukarıdaki hayali kurdun,

    Tespit 3: Bu yazıyla Ayhan Sicimoğlu'nun gözüne girmeye çalışıyorsun. Onunla diyar diyar gezip, ahtapotun kenarından yiyip şarabın hasını yudumlamak niyetindesin.

    YanıtlaSil
  2. Sen çok yaşa e mi Sinem :)))))
    Restorant açmıyorum o eşimin hayali ben sadece yeöeyi severim :))
    ama restorantım olursa ağırlamaktan keyif duyarım :)
    Öğlen yedim aslında hem de spagetti koca bir tabak :)
    yemek yemenin keyfini yazmak istedim sanırım içimden geldi.. Dolmaya bayılırım :)

    YanıtlaSil
  3. Açım kaç haftadır, diyet zımbırtısı, sağol be iyi geldi bu. Haftasonu çook yemek istiyorum artık:)

    YanıtlaSil
  4. meslektaşım bu hafta sonu serbestsin .. Özgür ol dal buzdolabina :)

    YanıtlaSil
  5. yemede yanında yat diyesin geldi ... tıkandım...

    YanıtlaSil
  6. aman diyeyim tıkanma Nihal :) Afiyet olsun diyeyim :)

    YanıtlaSil
  7. çok iştahlı bir yazıydı:))
    dolma ve şekerpare çok sevdiğim yemeklerden:)
    her yediğimde bu yazı aklıma gelecek ve muhtemelen lokma ağzımdayken gülümseyeceğim:))))

    YanıtlaSil
  8. iyi misin?
    herşey yolunda mı syrakusa?

    YanıtlaSil
  9. Bu güzel yemek yazısından sonra, sanırım;
    ya yeme de yanında yat modunda uyuyup duruyorsun,
    ya da öyle çok yer oldun ki, geri gelemiyorsun..

    yoksa bulaşıkları mı yıkıyorsunnn??

    YanıtlaSil

Sesli Düşün !