Pages

26 Şubat 2010 Cuma

Marilyn Chambers'in Rüyası

Kısmen açık bir kapının ardında görünen her ne ise yanıltıcı olabilir. Ya görünen hiçbirşeyin gölgesi ise ?

Hayallerimin gerçekleştiğini görmekten başka hayalkırıklığım olmadı. Bu kırıklıkla yarım açık kapının içinden kafamı uzattığımda hayallerimin sahte olduğunu gördüm. Gerçekliği arayan binlerce insan benden önce girdi o kapıdan. Toplu halde girdiler . Ben ise tek başımayım.
Korkularınla yüzleş Syrakusa. Kapının ardında bişey yok. Sen içeri ne götürürsen o var.

Kapının olmadığını düşünme Syrakusa , kapı elbette var. Çünkü içeri girmek istemiyorsun. İstediğinde yokolacak kapı. Adım at ve adımının seslerini , çıkardığı yankıyı dinle. Yankı seni yanılgıya götürebilir. Yolu da aydınlatabilir. Hangisi olduğuna yankının arasındaki kapı gıcırtısı karar verecek.

Koltuk altına yaratık yerleştirilmiş Marilyn Chambers’ı anımsıyormusun Syrakusa ? Bir sinema salonunda doğmuştu o. Salon karanlıktı ve sen çok küçüktün. Salondan içeri girerken korkmuşmuydun ? Korkuların seni salondan kaçıramadı Syrakusa. Mariylyn hala orada. Ama sen artık nerede duracağını biliyorsun.

Kapının ardında Marilyn Chambers yok Syrakusa. Sen varsın.

Kendi koltuk altından korkma.

23 Şubat 2010 Salı

Mihver ve Mahreki

Mihver ve Mahreki ‘ye bakıp zamanın bir ileri bir geri gittiğini gördüm . Oysa mihver ve mahreki’yi güneşe saplasan ne bir an geri kalır , ne de bir an ileri gider.

Duvara bir çember çizip güneş saati yapmaya karar verdim . Lakin kedi tabiatında olmadığımdan bunu gece yapamadım .

Annemin bana ‘’çorba içerken kaşığın altını tabağın kenarına sürt’’ demesi üzerinden 30 yıl geçti. Bugün çorba içerken , çorbayı 30 kaşıkta bitirdim . Sindire sindire hatırladım maziyi.

Yılların nerede ne zaman geçtiğinin fotoğrafını çekebilmem için mihver ve mahrekiye ihtiyacım var. Bu sabah güneşe şantaj yaptım . Biraz daha yavaş ilerlesin diye.

21 Şubat 2010 Pazar

Minsk Öküzünün Şiiri

Hoyratlık yapmaya gitti.
Zamansızlık aldı döndü.
Takvim kağıdı onu gördü ,
Sessiz kaldı.
Sarı saçlı kız çocuğu dedi:
Yaptığını gördüm .

Hiç yapamadı
Hiç edemedi.
Zamana yenik düştü bitti.

17 Şubat 2010 Çarşamba

Perlman, Bach Çalıyor..


Ithzak Perlman plays Partita No. 3 BWV 1006 by Bach
. -

15 Şubat 2010 Pazartesi

Yazamamazlıklardandıryazdıklarımnokta

Ulan ne yazacağımı bilemedim iyi mi ..
Bilsem de yazacağım şeyleri toplayamazdım sanırım .
Üstüne o yazacaklarımı neden yazacağımı da anlayamadım gitti.
Bitmedi yazamadıklarımı da hatırlamıyorum.
Kaldı ki , yazmadıklarım yazacaklarımın teminatıdır diye salakça bir cümleyi de aha şimdi yazdım.
Olmadı yazıpta silinenlerden arta kalanları yazmayayım buraya da kıçım başım dert görmesin.
İzin .... yaramadı.

2 Şubat 2010 Salı

Bir hayvan niye öldürür ?


3 nedeni vardır .

Açtır
Tehdit altındadır
Yavrusunu koruyordur.

Üçü de geçerli nedenler. Zevk için , kan’ın onu çekmesine rağmen kan görmekten zevk duyarak öldüren hayvan yoktur.

Vahşet nedir ?

Bir kaplanın avını parçalaması mı ? Belgesellerde buna vahşi hayat deniyor.

Kimileri bu sahneyi izlerken ‘’ ayyyy midem bulandı iğğrenççç’’ gibi yavşak bir ses tonuyla Cine 5 te program yapan o sarı kafa ikizler modunda izler belgeseli.

Belgeseli götüyle değil gözüyle izleyenlerin ise buna vereceği cevap doğal olarak aynıdır.

Lan gerizekalı ! Yemeğini yiyor.. Sen yemiyormusun ?

E ben pişiriyorum ama . Hem de kesilmiş alıyorum şekerim .
Afferin lan sana .. hayran kaldım valla. Kaplanında parçalanmış halde steril şartlarda yemesini bekleriz oysaki hepimiz.

Bir kaplanın avını yakalamasından sonraki aşamayı onlarca kez izledim .
Öldürmesi sadece bir ya da iki dakika sürüyor. Avının boğazını dişliyor ve ya boynunu kırıyor ya da boğuyor. Yani ‘’hemen’’ öldürüyor. İnanmayan Planet Earth’ün dvd lerini alıp izlesin .

Vahşi doğanın kuralları da etik aslında. Acı çektirmeden , keyif denen olguyu işin içine katmadan ve sadece geçerli nedenlerle örülü bir vahşi hayatta kaplanı kimse ‘’vahşi’’ diye suçlamayaz.

Hayvan tecavüz etmiyor . üremek için biniyor dişinin tepesine .
Hayvan kan dökmüyor , yemeğini sindirmek için parçalara ayırıyor. Akan kan doğal .
Hayvan yemek için dişini , yakalamak için ayaklarını , koşmak için ciğerlerini kullanıyor. Körük gibi ciğer yoksa koşamaz , ayaklar sağlam değilse yakalayamaz , yakalayamazsa yiyemez. Yani beleşe keyif avı yok .

Ben hiç bir kaplanın , kendisini solladı diye bir çitaya şarjör boşalttığını görmedim . En fazla bir pençe atar. Çitanın da ayakları armut toplamıyorsa karşılık verir. Ailesinin yanında katledilen av yok denecek kadar az.

Gelincik doğadaki en kinci hayvan.

Kinini ve intikam duygusunu rasgele kullanmaz. Sadecekendine zevk için zarar verene karşı kullanır. Gelincikten kaçamazsınız. Sizi bulur ve intikamını alır. Zevk için gelipde çalacağı altınlar için evin içinde kol bilek kafa kesmez. Gerekçesi haklı mı ? Sence de bence mi okur ?

Modern tabiatta dağların yerini alan gökdelenlerin arasında , koşamayıp ateş eden , hakkıyla alamayıp çalan , zevk için doğrayan , rekor kırmak için tarayan elbiseli homo sapienslere ithaf olunur !

Yazısız