Bundan böyle yazılarıma günün tavsiyesini vererek başlayacağım. İnsanlığı aydınlatmak lazım.
Çamaşır makinesi çalışıyorken kafanızı tanburla aynı anda çevirmeniz kireçlenen boynunuza iyi gelebilir ama sıkma moduna geçtiğinde pek tavsiye etmiyorum. İnsanın birazcık boynu acıyor.
Bu çok önemli bilgiyi de yazıp kendimi cümle aleme rezil ettikten sonra gönül rahatlığıyla yazıya başlayabilirim.
Dün gece yattığımda aklıma şu soru geldi: (tamaaamm tamaaamm itiraf ediyorum tuvalette geldi) Syrakusa ölürse ne olur?
Aklıma gelen yanıtlar yüzünden tuvalette anırarak güldüğüm için eşim tarafından apartmanın delisi ilan edildim. O da ayrı bir konu. Bakın Syakusa ölürse ne olur..
Tabutta yatarken kesin dışarıyı duyarım ben. Duyamazsam çatlarım merakımdan.O yüzden tabutu şimdiden yaptırıyorum. İçine dinleme cihazı koydurucam.
‘’Syrakusa’yı nasıl bilirdiniz?’’
Topluluk : Hihohahahaaaa!!
‘’Ne gülüyosunuz ey ahali! Nolmuş adamcağız son yeme tarihi geçmiş kedi maması yemişse? Her canlı bir gün dürümü pardon ölümü tadacaktır bilesiniz.. Madem hihohaha gömün o zaman. Ama şu mezar taşındaki ‘’kim vurduya gittim dönücem’’ yazısını sildirin böyle mezar taşımı olur tööbe tööbe..
Gömülme faslı biter.Millet dağılır. Dağılmadan önce hakkımda söylenenleri duydum, dönünce hesap soracaklarmı yazıyorum bu arada. Düdük kadar tabutun içinde canım sıkılır benim ya. Sıkılır demeye kalmadan 2 tane izbandut kadar görevli gelir.
Ohh be sizi allah mı gönderdi? Canım sıkılıyordu benim ya. Abi saat kaç?
Kes!
Neyi?
Gevezeliği.. Yürü gidiyoruz.
Nasıl ya? Daha yeni yattık abiler?
Yürü dedik!
Hayatta yürümem varislerim azar.
Ata bindirsek?
4x4 yokmu?
Alevden kıbaç var..
At aliimm..
Getirdikleri yerde mekan bayağı geniş. Bütün insanlık parti yapar gibi doluşmuş. Herkes yaprak takıyor. Benim yaprak biraz bol geldi. Çengelli iğneyle tutturdum mecburen. Mahmutpaşa malı gibi geldi bana. Yanımdakinin yaprağı Levi’s.. Millet ne yapraklar giyiyor anasını satayım..Tepeye bir görevli çıkıp elinde megafonla bağırıyor:
‘’İnsanlık! Herkes tek sıraya girsin. Yalnız içinizde Syrakusa diye bir denyo var o bir adım öne çıksın bakiim’’
Ayrıcalıklı muamele görmek güzel bişey. Öbür taraf bile biliyor benim ne kadar mühim ne kadar nadir bulunan bir insan olduğumu diye düşünüp ‘’yettim!! hüopp burdayım abiiii’’ diyerek öne fırlıyorum..
Megafonlu pek meymenetsiz bişeye benziyor. Ciddi biraz. Beni şöyle bir süzüyor, ben çengelli iğne batmasın diye durmadan kontroldeyim.
‘’sen dünyada pek bi atıp tutuyodun gel bakiim sen yaklaş koçum’’
Hafif tırsıp,
‘’abi şakaydı onlar ya’’
‘’tamam biz de yapıcaz sana bir şaka gel sen gel’’
‘’ne şakası yaa! yapmayın böyle soğuk espriler abiler ben masumum’’
‘’soğuk değil koçum sıcacık şaka yapıcaz sana alevli malevli... alın şunu götürün kimlik tespiti yapın sonra mekana sokun’’
‘’abi bu mekan iyiydi havadar falan?’’
Alıp götürdüler. Megafonlu lafı dinlenen biri. Zaten burada ağzı olan herkes konuşmuyo. Megafonlu ne diyosa o! Mecburen mekan dedikleri yerin giriş kapısına yollandık. Geldiğimizde baktım ki sıra çok, hemen araya kaynayayım dedim ama ensemden tuttukları gibi, ben daha ‘’yavaş len yaprak bol geliyor sarsmayın’’ demeye kalmadan attılar beni sıranın sonuna. Önümdeki abiye sordum:
Hocam ne kadar zamandır bekliyosun?
Dünya günüyle altı milyon gün oldu.
O haaa!! Adam mı öldürdün be?
Nerden bildin?
Gözüm ısırıyor bir yerden adın neydi?
Adolf..
Hasss...
Sabırsızlanıyorum..
Hadi beylerrrr!! Ağaç olduk burda hadii biraz çabuk yaa.. valla şikayet edicem şimdi!!
Yanıma iki tane megafonsuz yaklaşıp kollarımdan tuttukları gibi sıranın başına getiriyorlar.
Kaydı yapan güler yüzlü bayağı..
‘’Hoşgeldin Syrakusacığım sefalar getirdin kuzum, nasıl beğendin mi mekanı?’’
‘’abi görmedim ki yaa.. azcık kapıyı aralasanız da baksak?’’
‘’tabii seni mi kırıcaz.. aralayın kapıyı baksın arkadaş’’
Vaayyyy vaayyy vayyyy. Mekan mekan değil resmen cennet. Çok oluyolar azizim. Rakip mekancılar varsa bittiler hayatta iş yapamazlar. Piyasanın en iyi yeri burası. İçerde ne arasan var. İnsanın ölesi geliyor valla.
‘’tamamdır abiler hadi atın beni denizlere yalan dünya size kalsın’’ süper çok heyecanlıyım abiler.
‘’tabii kuzum az sonra atıyoruz az kaldı.’’
İki megafonsuz beni kayıttan sonra içeri atıyor. Birden heryer alevler içinde kalıyor. Çengelli iğnenin tuttuğu yaprak da düşmüş cayır cayır ortalık..
‘’heeyyyyy aloooo!! burası sıcak beee.. gösterdiğin yer böyle değildi üçkağıtçılarrrr’’’
'’ o ekran koruyucuydu kuzum.. nasıl beğendinmi sıcak şakamızı?’’
‘’çıkarın beni yaaa valla dünyada şaka yaptıydım yaaa....’’ bana bak kayıtçı yaka numaranı aldım valla şikayet edicem seni eşek şakası yapmaktan..
‘’sıkıldıysan yanına arkadaş verelim?’’
‘’ eh madem öyle verin bari’’
Yanıma verdikleri herifi gözüm bir yerden ısırıyor. Hafif sarışın kolyeli seksenli yıllardan kalma bi herif. Kesik kesik bakıyor.. pek gözüm tutmadı desem yeridir.
‘’ sana da mı şaka yaptılar abi?’’
‘’bana da yaptılar koçum. ama endişe etme. yaklaş bakiim sen adı ne?’’
‘’syrakusa.. senin adın ne?’’
‘’nuri’’
‘’ yav sen bi yerden....’’
‘’gazoz içicen mi koçum’’
?????????
‘’ÇIKARIN LAAYNNNN BENİİİ ÇIKARIN LAYNNNNN!!!!!