Pages

11 Nisan 2011 Pazartesi

Pazartesi Macerası

Bugün Pazartesi. İşler kesat. Yağmurlu havada insanın Bankacılık yapası gelmiyor. Birkaç dünyayı kurtarma işi olsa da hemencecik halledip sıcak çikolatamın başına dönsem diye söyleniyorum. Şıppadanak kötü adamları altedip, bir kaç köprüyü yıkılmaktan kurtarıp, baş kötü adam tarafından esir alınmış kızı da kurtarıp kendime aşık ettimmiydi, çikolatam soğumadan masamın başına dönerdim.

Şimdi de sıcak çukulatamın başındayım ama heyecan olmadan tadı çıkmıyorki? Her an kulağım kirişte, ultra miyop gözlerim ise keskin keskin ufku keserek dünyaya saldıran uzaylı falan var mı diye izliyorum. Biraz kilo almışım galiba, üstelik kafam da genişlemiş fötr şapkam kafama küçük gelmeye başladı ya da 70 derecede yıkandığı için çekti. Kırk kere söyledim dişi kişiye ön yıkamasız yıka şunu diye. Dinleyen kim?

Masamdan kalkıp şöyle bir gerindim ve pantolonumun kopan düğmesinin ok gibi karşıya fırlamasını izledim. Islak köpekler gibi silkelenip yanımdakine pirelerimle kenelerimi sıçrattıktan sonra da ofiste turlamaya başladım. Milletin masasını kontrol ediyor, tuhaf davranışlar sergileyen biri var mı? İçine uzaylı girip ırkımızı tehdit eden bir virüs vücut bulmuşmu diye testler yapıyorum.

Yok arkadaş yokk!

Yapacak fazla bişey yoktu. Kahramanlık yapıcam var mı isteği olan diye bağıramazdım çünkü bunu son yaptığımda ikibin sayfa fotokopi çektirtmişlerdi. Akşama kadar makinenin başında belim koparsa uzaylılarla nasıl savaşabilirdim ki? Koridordan diğer ofise geçtim. O anda gözüme takılan şeyi doğru mu görüyordum? İşte o beklediğim an gelmişti! Büyük boy fotokopi cihazı hareket ediyordu.. Meğer uzaylılar insan vücudunu değil mekanik cihazları tercih etmişti!! Derhal duruma müdahale etmem gerekiyordu. Hemen tuvalete koştum, kahraman kıyafetlerimi giymem gerekiyordu. Telefon kulübesi olmadığı için tuvalete girmem şarttı. Ama erkekler tuvaleti doluydu, vaktim de daralıyordu. Kadınlar tuvaletine daldım ama topuklu ayakkabı, çanta ve ‘’sapıkkkk’’ çığlıkları arasında kendimi dışarı zor attım. İnsana rahat bir kahramanlık yaptırmıyorlar azizim.
Tekrar erkekler tuvaletine koştum ve kabine daldım ama benden önce giren yüzünden kokudan bayılmışım. Kendime geldiğimde tuvaletin kapısının önünde ayaklarımı uzatmış oturur vaziyette buldum kendimi. Üstelik biri kafama meksika şapkası takmış, elime de bakırdan bir kupa tututşturmuştu. Baktım içi de boş, söylendim. İnsan bari üç beş kuruş atar cimri herifler.

Ayağa fırladım ve kıyafetimi değiştirmeye başladım ama fermuar takıldı. Üstelik pelerin de ütüsüzdü, rezil olacaktım cümle dünyaya. Bir sefere mahsus kusuruma bakmasınlar artık diyerek fermuarı kapatmaya çalışırken fermuarın çekme teli elimde kaldı. Elimle kapatmaya çalışırken de parmağım fermuara sıkıştı. Acıyla ciyakladım ve fermuarsız fermuarsız hemen giriş kata inip doktordan sigara içilmemiş çok temiz...... şeyy pardon steril yara bandı alıp yukarı çıktım. Güvenlik de bön bön suratıma bakıp ‘’ bu ne hal lan Syrakusa manyakmısın’’ diye çemkirdi ama şimdi onunla uğraşacak zamanım yoktu. Maskeli baloya gideceğimi söyleyip başımdan savdım. Hem benim yerime fotokopi makinasının içindeki uzaylıyı alt ederse kahrımdan ölürdüm. Benimle gelmesine izin vermediğim iyi oldu.

Tuvalete geri döndüğümde kabin doluydu ve kahraman kostümümün altı içeride kalmıştı. Bir iki kez tık tık yapsam da içerdeki ‘’patlama layn’’ diyerek beklememi rica etti. Ben de beklerken küçüğümü yapıp vakitten kazandım. Nihayet çıktı içerden , ok gibi içeri dalıp kıyafeti tamamladım. Şimşek gibi koşarak fotokopi makinasının yanına geldim diyeceğim ama gelemedim çünkü cam kapı açılmıyordu. Uzaylının işi olmalıydı. Kapıyı açmamı ultra kilit ışınlarıyla engelliyordu. Geri çekilip olanca gücümle kapıya omuz attım ama duvara çarpan pin pon topu etkisi yaptı. Sabah kahvaltımı iyi etmemiştim sanırım ondan açamadım kapıyı. Yoksa çeliği bir deler geçerim cam kapı da neymiş peh! Kapıyı çekerek açmaya çalışırken camın önündeki yazı gözüme takıldı: İtiniz!

İçeri girdim ve olanca gücümle hareket eden fotokopi cihazını sırtlamaya çalıştım. Kaldırmaya çalışıyordum ama içindeki uzaylı obezdi besbelli. ‘’ Bi el atın abiler insaniyet namına’’ diye viyakladım ama gelip geçen oralı bile olmadı. Pisler’ Uğraş didin insanlığı kurtar, nankörler parmağını oynatmasın.. Makineyi asansör boşluğundaki ekliptik düzene bağlı kavramsal zaman karmaşasının içine atabilirsem uzaylıyı evrene geri gönderecek sonra da ‘’git ona git benden selam söyle ‘’ şarkısını söyleyebilecektim. Cihazı kaldırır kaldırmaz arkasındaki uzaylıyı gördüm ve bir tekme atarak cihazla koşmaya çalışırken önümü güvenlik kesti. ‘’Nnaapıyon layn sen maynakkk’’ sesiyle kendime geldiğimde yerde yatan uzaylıyı gösterip durumu anlatmaya çalışırken uzaylı ayağa kalkıp yanıma geldi ve ‘’kardeşim manyakmısın bırak da tamir edelim cihazı ne götürüyon alla allaaaa’’ deyince asayiş berkemal deyip bıraktım tabii cihazı.

2 hafta ücretsiz izin, 4 kutu deli hapı ve Bankaya çantayla girmeme yasağı verdiler. Kafedeyim şimdi. Ortalığı kesip içine uzaylı kaçmış espresso makinesi var mı kontrol ve tetikte bekliyorum.

3 kişi okudu cevap verdi..:

  1. :))))

    Başını gözünü yarmadan bu macerayı sonlandırdığına dua et Syrakusa :))) Geçen seferki maceraları düşünürsen, ucuz yırtmışsın :)

    YanıtlaSil
  2. Maceracı bankacı:):) Hahhah:) çok güldüm..

    YanıtlaSil
  3. :)))
    işin zor kahraman syrakusa...
    kurtarılacak ne çok şey var!

    YanıtlaSil

Sesli Düşün !