Pages

28 Nisan 2011 Perşembe

Toplum Düşmanıyım Kodum Bozuk


İki yazıdan sonra müzik falan koyuyorum ya araya, beni TRT den emekli yayın müdürü zanneden var. Necefli maşrapa mantığından kurtulamamış,her sabah traş olup eline gazetesini çayını alıp takım elbisesiyle koltuğunda akşamı eden ihtiyar sanıyorlar. Bir gün yaşarsam öyle olmayı da hayal etmiyorum değil ama. Çnkü böyle bir dedeyle büyüdüm. Bir zamanlar herşeyin kısıtlı ama daha sıcak ve doğal olduğu, daha fazla özgürlük, daha fazla ..herşeyden daha daha dahaaaa fazla diye bir şarkı tutturup osuruktan ülkenin ağzı açlık kokan cep telefonlu ipad’li çanağı kırık özgür insan tiplerinin olmadığı zamanlardan kalma bir adamdı, istediği gibi yaşadı istemediği gibi öldü. Ben de öyle ölmek istiyorum.

Seksenlerde ergen ve genç olanlar sürekli eleştirilir, avrupa ve abd hayranı olmakla suçlanırdı. Suçumuz büyük azizim beklentilerimiz vardı. özeniyorduk. Kıçımızdaki kot taşlı, saçımız traşlı, yürüyüşümüz afilli olacaktı. Corc'dan borç isteyen Maykıldık ve ödemediğimiz borç bedel kalmadı bugüne kadar. Başka derdimiz yoktu. Kimsenin özentisi dağa çıkıp toprak kapmak, büyük kentte anadoluyu yaşamaya çalışıp başaramayınca telef olup gitmek ya da cüzdanından büyük özgürlük ve herşeye sahip olmak, üstelik sahip olduklarını içine sindirememek arzusu değildi. Dediğim gibi ozamanlar herşey kısıtlıydı. Hayallerimiz ve özentilerimizde.

Sonra büyüdük.
İyi bok yedik.
Birinin dediği gibi ‘’kıçınızdaki kotun markasına özenirsiniz ama o özendiğiniz veletlerin gece kalkıp süt içmesine özenmezsiniz’’ cümlesini hayatımıza geçiremedik. Sütsüz büyüdük ama sütü bozuk demedi bize kimse. Değildik.

Her ölümlünün hayatı boyunca yaptığı birşeydir büyümek. Büyüyünce özgür kalacaktık. Ana baba kravatlı dede olmayacaktı. Bilgisayarımız ve sevişebileceğimiz sevgilimiz paramız da olacaktı. Murat124 otomobilimizle üniversiteye gidip birine aşık olabilecek sonra da kıçımızın kıllarının pişmaniyeye dönmesini gün batımına baka baka izleyebilecektik.

Olmadı azizim. Kıllar pişmaniyeye döndü ama gün batımını kaçırdık.
Şimdilerde bu ülkede gün doğudan batıyor. Doğu herzaman güneşi yükseltir derler ama ben doğuda ışık falan görmüyorum. Tek gördüğüm yoz bir yumurta sarısı.
Acaba şimdiki özgür insanların gittimi çükünün yarısı?

4 kişi okudu cevap verdi..:

  1. ahahah bitişe bayıldım bak ben diyim :))

    YanıtlaSil
  2. biz büyüdük ve kirlendi dünya diyeceğim ama... güneşin doğudaki renginin sebeplerinden biri değilim. ya da aslında sesimi yeterince çıkaramadığım için sebeplerinden biri de benim. şahsen kendi adıma 68 kuşağı niye değilim diye çok hayıflanıyorum. hoş onlarında sonradan yönü şaştı ya... neyse... Allah şaşırtmasın...

    YanıtlaSil
  3. Yaşamak değil bizi bu telaş öldürecek,

    Bırakın Paris'te ılık rüzgârlarla

    Taratmayı saçlarımızı,

    Sevgilimizle doyasıya sohbet bile edemedik biz,

    Gözümüz saatte söyleştik hep,

    Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık.

    Hep yetişilecek bir yerler vardı,

    Aranacak adamlar, yapılacak işler,

    Bir sonraki günün telaşı,

    Bir öncekinin terine bulaştı,

    Başkalarının hayatı bizimkini aştı,

    Kör karanlıkta çalar saat sesi,

    Kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu,

    Veya yavuklu öpücüğü ile uyanma düşlerini,

    Hababam erteledik,

    20 li yaşlardan 30 lara kurduk saatin alarmını.

    30 lardan 40 lara, sonra 50 lere

    Öyle yanlış kurgulanmış ki hayat,

    Kuşlukta uyuma imkanı sunduğunda size,

    Artık uyku girmez oluyor gözlerinize,

    Doyasıya söyleşmek, telaşsız sevişmek

    İmkânına kavuştuğunuzda,

    Söyleşecek sevişecek kimse kalmıyor yanınızda

    Özenle yarına sakladığınız

    Bir sarı lira gibi ömrünüz,

    Vakti gelip te sandıktan çıkarttığınızda,

    Birde bakıyorsunuz ki

    Tedavülden kalkmış,,,,

    .Can Dündar'ın ÖDÜNÇ HAYATLAR yazısından şiirleştiren:
    Erel BLEDA

    bu yazının bana anımsattığı :)

    YanıtlaSil

Sesli Düşün !