Bir yazının içinde tren geçirebilirmisiniz?
Ben geçiremem.
Ama tren geçmiş gibi davranabilirim.
Kendimi ray yerine koyarak. Belki de ray yerine koymaktan çok, kendimi iki haylaz tarafından rayın üstüne yatırılmış bir bıçak yerine koysam, o yazının içinden gerçekten tren geçer. Maksat benim ezilmem olsun.
Tehlikelidir tren rayına bıçak yatırmak. Treni raydan çıkarabilir, onlarca insanın ölümüne neden olabilir, hayatınız boyunca unutamayacağınız bir gürültünün tek yönetmeni olabilirsiniz. Üstelik bu sesi dünyada kusursuz verebilecek bir ses formatı da yoktur. Kulağınız kusursuz bir formatta duyar ve beyniniz bellek defterine kazır o sesi. Şansınız varsa tren raydaki bıçağı ezer ve siz bıçağın soğumasını bekleyip, yerden alarak çamurda kılkuyruk oyunu oynayabilirsiniz.
Şansınız devam ediyorsa bıçakla oynanan bu oyun çamurda sonlanır ve siz eve gittiğinizde elinizi yüzünüzü yıkayıp anneniz yemeğinizi verdikten sonra yatıp uyur, sabaha yeni bir oyun peşine düşersiniz. Şansınız yoksa o bıçağın bir bedene saplanma ihtimali doğmuş demektir. Her oyun masum değildir cümlesi bıçağın ucundan yere damlamış ve bir beden delinmiştir. Delinen beden insan olmayabilir. Belki de bir hayvan olabilir.
Öfkenin getirdiği darbelerin sayısı masum olmaktan çıkmış bir oyunun şiddetini belirler. Oyun bittiğinde artık kimse masum değildir. Ne bıçak, ne siz, ne de tren.
Şansınız varsa ruhunuz öldürmeye programlıdır ve hemen unutursunuz. Babanızla çıktığınız bir av partisinde, babanızın sizinle övünç duyduğu bir avlanma yapmış gibi ruhen yasal bir rahatlık içindesinizdir. Şansınız yoksa bedenini deldiğiniz hayvan peşinizden gelecektir.
Her gece gelecektir.
Her yaşdönümüzde gelecektir.
Her yemekte gelecektir.
Her yalnız kaldığınızda gelecektir.
Her hatırladığınızda kanlı yüzüyle geri gelecektir.
Özür dilemek imkansızdır.
Bağışlanmanız söz konusu değildir.
Ağlamanız fayda vermez.
Hiç bir ağrı kesici, avucunuzun içinde sıktığınız çeliğin etinizde yarattığı soğuk yaranın ağrısını dindirmez.
Bir çeliği bir bedene sapladığınızda onu filmlerdeki gibi kolayca çekemezsiniz.
Beden kendini öyle bir kasar ki , çeliği çıkarmak için bin adam gücünde olmalısınız.
Çektiğinizde zamanın hep aktığını ve geri döndürülemeyeceğini biliyor olursunuz.
Şansınız varsa çeliği kendinize saplarsınız.
Şansınız yoksa hala yalnız değilsiniz.
Çeliğin deldiği hayvanın bedeni peşinizden gelecek bilin bunu.
Ve 32 yıldır şansım yok. Olmayacak ta..

ouuuu! seni teselli edecek kelime bulamadım şimdi bak... ama çocukmuşsun işte, insan çocukken (ve büyüdüğü zaman da) yaptıklarının sonucunu hesap etmiyor. hele ki kendine vereceği zararı hiç hesap etmiyor...
YanıtlaSilyine de şanslısın. en azından bir adım öndesin bence. bunu, ne olduğunu, nasıl olduğunu bilip de en başta kendine itiraf edebildiğin için. ya o da olmasaydı?
YanıtlaSil