Uzun zamandır internette heryere girip laf olsun diye cv gönderiyorum. Profesyonel blogger, zor anlar kahramanı, günü kurtaran aslan, amatör fare yakalayıcısı gibi çok iyi olduğum iş kollarında muhtelif cv lerim mevcuttur.
Geçenlerde laf olsun diye gönderdiğim cv en berbat olduğum konudaydı ve oradan çağırdılar.. Bankadan!
Neyse , davete icabet etmek lazım deyip görüşmeye gitmeye karar verdim! Mağrur gözlerle aynada kendimi süzüp benimle mülakat yapacak olan İnsan Kaymakları personeline acıdım ama acıma hissimi belli edemezdim tabii. Banyo yapıp traş olduktan sonra lacileri çekip....çıkardım. Göbek büyümüş pantolona sığmadım iyiymi! Neyseki mor ve eflatun karışımı ispanyol paça pantolonlu takımım, yumurta topuklu ayakkabılarım, sarı gömleğim ve beyaz güllü ve mikili geniş kravatım vardı. Onları çekip görüşmeye yollandım.
Kapıda güvenlik karşıladı beni. Yerlere kadar eğilerek hoşgeldiniz ulu efendimiz demedi tabii ama ben yine de demiş gibi yapıp koltuk altlarıma hemencecik pamuk tıkayarak kabarttım kendimi hindi gibi.
Görüşme odasından önce çay, kahve, tost, sosili, ayran, kola, enerji içeceği vesaire ne varsa ikram ettiler. Tost çift kaşarlı değildi ama yedim. Sosisli hardallı değildi , burun kıvırdım ama yine de yedim. İçeceklerin hepsini de içtim. Garson pis pis bana baktı tepsiyi alırken. Sanırım dişlerimi parmağımla temizlemem hoşuna gitmedi.
Görüşme odasına aldılar beni. Kare şeklinde bir masa ve karşılıklı iki sandalyeden başka bişey olmayan bir odaydı. Beklemeye başladım. Beklerken etrafı da kolaçan etmedim değil tabii. Beni yalnızken izleyen kamera varmıydı? Ayna şeklinde cam koyup arkadan bana bakıyorlarmıydı bilmem gerekiyordu. Mazallah burnumu karıştırıken kimsenin beni görmesini istemiyordum. Cümle ekonomi alemine rezil olamazdım ilk günden.
Nihayet mülakat personeli geldi. Gençten ama biraz kart, nasıl desem Monica Belluci ile Notre Dame’ın Kanburu Quasimodo karışımı bir tipti. Gözlüğü benimkinden pahalıydı. Sinir olmuştum. İçeri girer girmez birbirimizi keskin gözlerle kestik. Ben onu keskin gözlerle kesebilmek için daha önce ayna karşısında don ve atlet ile yaptığım gözle kesme alıştırmalarını hatırladım. İçimden ‘’bunu alt etmem kolay olacak’’ diye geçirdim. Onun konuşma balonunu göremedim yazamıycam. Bıraktığım ilk intibaya hayran kalmıştır diye düşünüyorum.
Buyrun oturun..
Reca ederim önce siz
Ne demek.. Siz misafirimizsiniz önce siz
(otur len şuraya!) aman efenim nedemek..
Syrakusa bey oturun lütfen..
Eh madem ısrar ettiniz..
Etmedim.
Ettin.
Etmedim dedim!
Aman neyse.. Oturayım bari..
Syrakusa bey neden bankamıza başvurdunuz?
Yanlışlıkla oldu..
Pardon?
Şeyy yani bankanızda çalışarak ekonomiye faydalı olacağıma yürekten inanıyorum.
Yürekten inanmanızı güçlendirecek brütü de söylerseniz yüreğinizi rahatlatsak?
Net konuşalım..
Olmaz brüt.
Darasını konuşalım?
Brüt dedik! Burası bizim çöplüğümüz Syrakusa bey..
Hınçlanmıştım. Gözlüklerimi sert bir hareketle afilli şekilde tek elimle çekip çıkardım. Çıkarırken sapı gözüme girdi ama ses etmedim. Notre Dame’ın Bellucisi de gözlüklerini çıkarıp lenslerini taktı. Hay aksi ben lens takmayı bilmiyordum. Zaten lensim de yoktu. Hemen cebimdeki tükenmez kalemi çıkarıp baget çevirir gibi parmaklarımın arasında çevirmeye başladım. Bir yandan da gözlük sapımı kemiriyordum.. Bacak bacak üstüne attım ama atarken ayakkabımın ucu Belluci’nin diz kapağına çarptı. Biraz utandım. Nede olsa bağyandı. Kambur da olsa onun da bir canı , yasal hakları ve acıyan kemikleri vardı. Özür dileyerek toplandım.
Syrakusa bey nerde kalmıştık?
Brütte.
Neyse onu sonraya bırakalım. Bize geçmişinizden bahsedermisiniz?
Çocukluğuma ineyim mi?
Yok o kadar değil. Mesleki geçmişinizden başlayın.
Valla bankacı olmayı sosyal bir sorumluluk projesi gibi görürüm. Ekonomik dengelerin irrite olduğu rasyonel komplikasyonlardan duyduğum rahatsızlıktan dolayı yeni bir konjüktür oluşturup ....
Arkadaaaşımmm!!!
Haaa! Pardon ya. Valla ne iş olursa yaparım bacım. Her türlü bankacılık gelir elimden. Ağzıma bir deste para koy atm gibi bile çalışırım billa.
Pis pis bana baktı. Elime düştü dediğini duyar gibiydim. Arasına simit susamı kaçmış ön dişlerini göstererek acı acı gülümsedi ve cv’min üzerine bişeyler karaladı. O kadar kolay teslim olup maaş teklifini yarı yarıya düşüremezdim. Hemen önlem almalıydım. O cv’min üstüne çiçek böcek çizip sevgilisinin adını karalarken ben de hemen koltuk altımdaki pamukları çıkarıp ağzıma tıktım ve yanaklarımda sıkıştırarak Godfather rolüne soyundum. Çok karizmatik bir Don Vito Carleone olmuştum. Besbelliydi bu. Tekrar bacak bacak üstüne atıp, kambur Belluci’nin dizkapağına bir tekme daha yerleştirdikten sonra kısık bir sesle ;
Bankanızda benim için ne tür görevler var?
Önemli görevler var Syrakusa bey ancak vizyon ve misyonumuzu size anlatmamız gerek. Bakalım size uyacak mı?
Uyar uyar. Bana her türlü vizyon, misyon, adisyon, israliye hepsi uyar.
Syrakusa bey, çağın teknolojik gelişmelerine uygun bir potansiyele sahipmisiniz ?
Sahip olamasam da leasing ile kiralarım dert etmeyin siz..
Para piyasaları hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kapalışarşıda dolar mark kuryeliği yaptım. Hayatta geç kalmam varacağım yere, piyasanın en iyi döviz büfesi, sosisli , tavuk döner büfesi nerde bilirim icabında.
Ofis programları?
Var hepsi. Ama korsan! Bizim bi arkadaş var hepsini crackliyor ben de biliyorum crack nasıl yapılır ince işler bunlar..
Hangi okuldan mezunsunuz ?
(Ağlak ağlak) Aaahhh.Ah! ablammm... Canım ablammm...ben okul felan. Efkaftan mütekait pederimin şark’a tayininden kelli geçirdiğim ızdırap dolu çocukluk...
Arkadaşımmm!!!
Orta terk bayan ya :(
Yahu nasıl olur? Sizin için ODTÜ’lü dediler?
Buyur?
Hıfzı bey’in yeğeni değilmisiniz?
Gene buyur?
Bir saniye.
Telefonla Hıfzı denen adamla görüşürken ben de kambur Belluci’yi altetmenin haklı gururunu yaşıyordum. Beni ODTÜ’lü sanıyordu. Bir ODTÜ’lü orta terk biriyle başa çıkabilirmiydi hiç.. Baltayı nasıl taşa çarpmıştı ama! Nuri alço gülümsemesiyle kendimi gururlandırdım.
Alo hıfzı bey yeğeniniz orta terk diyor kendisi için?
.....
Evet öyle diyor?
.........
Pardon yeğeninizin adı ne?
......
Sırrı Kuzu?
Pardon efendim rahatsız ettim iyi günler.
Arkadaşım senin adın ne ?
Syrakusa?
******************
İnsan evladına böyle davranılmaz kardeşim. Öyle bir çıkardılar ki dışarı, ikiz kulelere uçakla dalanları yakalasan böyle atmazsın sınır dışına. Döndüm gene yuvama. Bir daha bu kadar etkileyici bir formatta gitmiycem iş görüşmesine. Karşımdaki kıskanıyor azizim.