Pages

22 Temmuz 2011 Cuma

Yaz'ın Psişik Halleri

 Uykum var.
Geceleri sıcak yüzünden vampir gibi debelendikten sonra, ancak sabaha karşı uyuyabildiğim için gündüzleri ofise getirdiğim tabutun içinde uyuyorum. Tabutun içini kaşmir kaplayan herifi bu gece evinde ısırıp bizim camiaya katıcam. O kadar da tenbih ettim, bana yaz şakası yapma diye. Pis herif  üşenmemiş kaşmir kaplamış. Acil iş olursa tabutta laptop var hallediyoruz.

Gece evin içinde herkes bir tarafta sızmaya çalışıyor. Evin içi zombilerle doldu taştı. Evin içinde daha serin bir yer bulmak isteyen ev halkı karanlıkta birbirini görmeyip koridorda tokuşuyor. Bu sabah uyandığımda salonda masanın üstündeydim. Beter Böcek de bulaşık makinesinin içinde sızmış. Dişi kişiyi en son balkonda vücudunun yarısı pencereden sarkmış halde gördüm.

Klima taktıramıyoruz. Hem hasta ediyor hem de taktırsak bile Beter Böceğin elinde bir saatlik ömrü var. Tatilde gittiğimiz otel odalarından tecrübeliyiz, çünkü elinde tornavidayla içini açma girişimleri olacak.

Sabaha karşı rüyamda balkonun duvarının kırılıp aşağıdaki arabanın üstüne düştüğünü gördüm. Hiaaaa!! narasıyla fırlayıp gidip balkona baktım sağladı neyseki. Ama yağma yok bu gece duvarın altındaki tüm arabaları çektiricem neme lazım..

Yaz aylarından neden nefret ediyorum diye düşünür dururdum, sonunda buldum. 35 sene düşündükten sonra yazın et yiyemediğim için aç kalıp, metabolizmamın otla beslenmesinden kaynaklanan bir tür sersemlik moduna girmesinden kaynaklı olduğunu buldum. Günlerdir zeytinyağlı denen soğuk otlarla besleniyorum. Açlığımı bir nebze bastırsam da geceyarısı avlanmak için mutfağa gittiğimde evde hiç et olmadığını görünce sinirleniyorum. Bu akşam ne yapıp edip eve et tedarik etmem lazım. Sıcaktan olduğu kadar açlıktan da bu halde olduğum kesin. Dişi kişi bütün ısrarlarıma rağmen, kalp krizi geçirmemem için bana et yedirmiyor. Açım be kadın aç! Krizden değil açlıktan ölücem. Sabaha karşı üstünde sızdığım eşyayı kemirmekten bitap düştüm, üvey dişlerim aşındı. Bir kilo et alsak da şöyle magalda yapıp taze ekmekle yesek daha ucuz olacak. Oturma odası takımının yarısını kemirdim yenisine servet ödeyince görücem dişi kişinin suratını!!

Kaçarı yok azizim, ya bu gece et yemeği yiyeceğim, ya da gece yarısını epey geçe sokaktan geçen bir iki kediyi gözüme kestirdim, ninja kıyafetimi giyip düşücem peşlerine.. Zaten bir tanesi geçen gün tırmalamıştı önce onu yiycem hihohahaha!!! Hsssss...hsssss....!!!!!

15 Temmuz 2011 Cuma

The Office Bölüm XIII- Yaz ve Tatil


Ofislerde yazlık haller neredeyse birbirinin tıpatıp aynısıdır. Kimse çalışmak istemez herkes tatile gitmek ister. (Herkes cennete gitmek ister ama kimse ölmek istemez) Masasında kağıttan uçak yapıp o uçağa bindiğini hayal edip Jamaika’nın en şen şakrak adasında çılgınlar gibi tatil, sabahlara kadar eğlence falan filan.. Müdürün sesi ile dirseği masadan düşüp çenesi masanın kenarına vurunca kendine gelir de, neden geldim diye bir türlü hazmedemez, masada gaz çıkarır.

Bizim ofis böyle bugünlerde. İzin dönemi başladığından beri bir gördüğünü bir sonraki hafta görmüyorsun. Herkes öyle tatillere izinlere çıkıyor ki sorma gitsin. Milleti duydukça bir ben bilmiyorum böyle yerleri diye kafamı duvarlara vurasım geliyor. Ama asıl olay şu ki anlattıkları ile gittikleri gördükleri, yedikleri içtikleri birbirini tutmuyor. Çünkü hayal kapasitesi ile yaşam kapasitesi farklı olunca veteran uyuşmazlığından kaybediyoruz hastayı.

-Neredeydiniz?
-Köye gittik yaa.. Zellanda da Auckland’daydık. Amcamın yazlığı var orada.(Amcanı oraya alıp da yazlık satanın....) Dürüm yedik geldik.
-Denizi tuzlu mu.
-Ay bildiğin okyanus işte çok tuzlu. Hiç sevmem okyanusta yüzmeyi biliyorsun.
-Biliyorum sevmezsin. Zaten en sevmediğin şeydir. Sen bu dünyaya okyanusta yüzmekten nefret etmek için geldin. Senin işin bu. Dürüm güzelmiydi?
-Yeni Zellandalılar dürümü bilmiyorlar abi ya. Lavaşı kalın yapıyorlar.
(Kalın lavaş tam sana göre) Yerel yemek yeseydin?
-Yedim zaten. Kanguru dürüm yapıyorlar. Beğenmedim..
-Peki kanguru seni beğendimi ? Sordun mu?
-?
-Faktır go men!

Sanırım gittik dediklerinde elleri çenede hayalini kurdukların yerlerden bahsediyorlar. Benim Yani Zellanda’da 2 yıl maymunlarla yaşamak hayalim gibi.

Delinin de ötesinde delirdiğim şey izne gidenin elindeki işi bitirmeyip devretmesidir. Uyuzların şahı, gıcıkların padişahı olurum. Hayatta da elimi sürmem, döndüğünde açılmadan iade ederim. Okyanusun ikibuçuk metre açığında beyaz paçalı donunla gaz çıkarıp dürüm yerken senin işini ben mi yapıcam şişko deniz anası!!

Altı saate bir atlet, yirmidört saatte bir gömlek değiştirerek geçirdiğim ızdırap dolu ofis günlerimde en can düşmanım kravatım. Bir buçuk ay önce usuldan usuldan ucunu kemirmeye başladım. Üçte biri bitti. Sanırım ben izne çıkana kadar yarısını yemiş olurum.

Ofisin erkek milleti dişiler kadar şanlı değiller. Hele bizim meslekte. Şakkıdı terlik, şukkudu elbiseler giyip çorapsız işe gelme şansımız olmadığı için mecburen ayakkabılarımızı çıkarıp karşımızdakinin mahalline doğru uzatıp rahatlamaya çalışıyoruz. Hatta saat 15.00 den sonra okulu yeni asmış, kravatı göbeğine kadar sarkık, gömleği pantolonun dışında yeniyetmelere dönüyoruz sıcaktan. Klima savaşlarını yazmıycam sıkıldım.

Bütün ofise mail gönderdim, Hımbarto Cumhuriyetine bağlı Dumbo adasında yalı satın aldım, yalının balkonundan balık tutucam, özel jetimle de Hımbarto’nun komşusu OhaBe sahillerine geçicez. Sabaha kadar lavaş, dibine kadar dürüm.. Aramayın oyarım!

13 Temmuz 2011 Çarşamba

13.07

14244 gündür nefes alıyorum. Bundan sonrası biraz çaprazlama gidecek ama olsun.

12 Temmuz 2011 Salı

mozart andante for-flute in c major kv-315 concert for pan flute organ music


Wolfgang Amadeus Mozart - Mozart: Andante for... orchardmusic

8 Temmuz 2011 Cuma

Neden Yokum?

Mevsim yaz
Hava sıcak
İş çok
Halim yok
Masam tatsız
Karşımdaki suratsız
Gazım var
Yenim dar
Müzik yok
Öküzlük çok
Gömleğim lekeli
Saçlarım bitli
Rüyalarım kertenkeleli
Klavye Q değil
Ekran LED değil
Parmaklarım benim değil
Müzik yok
Hayvanlık çok
Hedefim var
Mecalim yok
Lakırdı çok
Konuşmak yok
Gözlük camım kirli
Tükürüğüm mikroplu
Gazım var
Direncim yok
Tavşanım yok
Huyu var
Suyu yok
Resmim var
Adı yok
Kıçımda pire var
Kovasım yok
Uyuyasım var
Uykum yok
Gece var
Ben yokum
Müzik yok
Eyvallah..