Pages

9 Ağustos 2011 Salı

Tatile gittim gelicem. Anahtar paspasın altında.


4 Ağustos 2011 Perşembe

Bil(mi)iyorum mu?

Aslında ne yazacağımı bilmiyorum. İnsanın ne yazacağını bilmemesi ne yazacağını bilmesinden daha kolay çünkü bilmeyince birşey yazamıyorsun. Yazamayacağın şeyi bilmemek bildiğin birşeyi yazmaktan daha kolay mı zormu insan bunu da bilemiyor. Bildiğini bilmek ya da bilmediğini bilmek bilmemekle eşdeğerken yazdığını bilmeden yazmak, bilirken yazmak gibi değil. Bilmeden yazınca bildiklerini de unutuyor insan. Bilirken bilmediklerini öğreniyorsun ama bilmiyorken bildiklerini de unutuyorsun ya, işte bu kötü.  Yazmak bildiklerini hatırlamana olanak tanırken, yazmamak bilmediklerini öğretmiyor.
Ben şimdi bu yazıyı bilmeden yazdım ya, bilmediklerimden dolayı bildiklerimden başka hiçbişey bilmediğimi ve bilmediklerimden daha fazla gerçek olmadığını ortaya koyuyor. Kanıtı yok boşuna ansiklopedi karıştırmayın ben bulamadım siz de bulamayın.

Kimse bildiklerini bana söylemesin, bilmediklerinizden bahsedin bana. Bahsedin ki bilmediklerinizi ben de bileyim ve size bilmedikleriniz hakkında hiç birşey söylemeyeyim. Söylersem sizin bilmedikleriniz bilinmiyor olmaktan çıkar. Bilmediklerinizi kelimelere dökerken dikkatli olun, başkası bilmediklerinizi bilirse, kendi bildiklerini size karşı silah olarak kullanır ve bilmedikleriniz sır olmaktan çıkar. Demek ki bildikleriniz bilmediklerinizden daha masum, zararsız ve saf.

Bilinen ile bilinmeyen bir gün bir köprüde karşılaşsa hangisi daha inatçı çıkar? Buna köprü karar verir. Bildiklerinizle bilmediklerinizin kafa kafaya toslamalarına izin vermeyin, zira sonu beyin yamuklaşması haline geliyor.

Kimse bana bu ne biçim yazı diye sormasın. Bildiklerimden yola çıkarak bilmediklerimi yazmaya kalkışıp bir canavar yaratmak üzereyim. İnsanlıktan özür dilemiycem çünkü henüz yaratmadım canavarımı. Yaratınca üstünüze salıp poponuzu ısırdığında özür dilerim.